• Ocak 2011 - Infinite Stratos - Kimi ni Todoke - Mahou Shoujo Madoka Magika - Rio: Rainbow Gate! - Yumekui Merry


    Infinite Stratos

    Mecha, yok almayayım. Harem, aman hiç işim olmaz. Üstüne bir de beklendik ecchi, eh tamam bu seriyi izlemesem de olur. Orimura Ichika ablasının da saygın öğretmenlerinden biri olduğu okula başlıyor ve etrafında sadece kızlar var. Infinite Stratos adı verilen robotik sistemler için eğitim verilen bu okul rekabetin hat safhada yaşandığı bir ortam. İşin daha kötüsü bu sistemleri sadece kızların kullanabildikleri bilinmekte ve Ichika da bu kuralı bozan ilk erkek. Nihayetinde az buçuk romantizm çakıp genelinde mechayla süslenecek bir seri olacak. Her hafta karakterlerin yaptıklarını aynen gelip buraya yazmaktan başka ne verebilir seri bilmiyorum. Bloglamayacağım garanti.

    Kimi ni Todoke

    İlk sezonu izlemedim ve 2. sezonu da bu koşullar altında izlemeyi düşünmüyordum. Yeni bölümler başlamadan geçen sezonun bir özet bölümü çıktı ve onu seyredip buraya yazmak istedim. Seri yayınlandığı dönemde oldukça ses getirdi. Hakkındaki tek fikrim insanların kanını kaynatan bir romantizm olduğu yönündeydi. Özet bölümü izleyince neyin cazip gelmiş olabileceğini anladım. Yakışıklı bir oğlan var ve ona abayı orta okuldan beri yakmış fettan bir kız. Lakin oğlanın gözü başkasında ve fettan olan da sinirden kuduruyor. Oysa çocuğun hoşlandığı kız biraz tuhaf. Dengesiz bağlardan güzel bir denge tutturulmuş gibi. Henüz ilk sezonu izlememişken ikinci sezonu da bloglamak istemiyorum ama zaman bulursam ikinci sezonun bitiminde her ikisini birden toparlayan bir yazı yazmak isterim.

    Mahou Shoujo Madoka Magika

    Neredeyse 10'a yaklaşan sayısıyla Mahou Shoujo serisinin son halkası bu seri 1. bölümün açılışı ve kapanışıyla ilgili muhteşem bir performans gösteriyor. Başlangıçta çalan az buçuk gotik metal şarkı ve kapanıştan önceki 4 dakikalık muhteşem animasyonla beni baştan çıkarmayı bildi. Böyle birbirini takip eden farklı serilerin son halkalarını bloglamak istemiyorum ama her bölümü ilk bölüme biraz bile yaklaşabilse bu seri adından çok söz ettirebilir. Takipçileri zaten benden önce haberini aldıklarından yeni başlayacaklara küçük kızların etrafında dönen, rüyalar, kabuslar, büyüler, doğaüstü olaylar, illüzyonlarla ilgili bir anime diyebilirim. Animasyonu, sezona başladığı diğer rakipleri arasında şimdiye kadarkilerin en iyisi.

    Rio: Rainbow Gate!

    Bir kumarhane var ve oranın da şans dağıtan, lakabı "Zafer Tanrıçası" olan Rio isminde bir krupiyesi var. Mükemmel fiziği ve sürekli güler yüzü sayesinde müşteriler arasında çok popüler hale gelen Rio otele yerleşen Mint'in de bakıcılık görevini üstleniyor. Sonra işte bolca ecchi saçılıyor, yığınla frikik paslanıyor vs.vs. Bildiğimiz türde, basit bir izlencelik gibi görünen seriyi bloglamayı düşünmüyorum, muhtemelen 2. bölümü izledikten sonra bu kararım iyice netleşir. Nihayetinde pokerde bir kart çekmeyi 2,5 dakikalık fantezilerle anlatacaklarsa (ki anlattılar) haftalık süreçte yazacak pek ekmek çıkmaz bana. Ecchi severlerin, keyiflik bir şeyler izlemek isteyenlerin takip etmeyi seçecekleri türde bir anime yine de.

    Yumekui Merry

    Dandik posterine rağmen Merry Nightmare'in konusu oldukça cezbedici. Başroldeki oğlan kendini sürekli rüyalar aleminde, onu kovalayan kedilerle buluyor. Kahramanımız Merry ise hem rüyalar aleminde hem de gerçek hayatta bulunabilen bir karakter. Yönetmen Yamauchi Shigeyasu daha önce Casshern Sins'i yönettiğinden aslında çok felsefi bir seri ortaya çıkabilir ama o da tüm sermaye ihtiyacı yönetmenler gibi yine moe tarza yönelip serinin -olası- ciddiyetini bir nebze sekteye uğratmış. İlk bölümde karşımıza çıkan kötü karakter Chaser John Doe'yu o kostüm içerisinde Spawn'a benzetmedim desem yalan olur. Bir yandan takip etmek istiyorum çünkü konusu itibarıyla gelecek vadeden bir yapım ama şu gereksiz moelerden kurtulamayacakları da aşikar. Birkaç bölüm sabredip sonra karar vereceğim gibi görünüyor.

    3 Görüş:

    1. Keşke Kimi ni Todoke'nin o special bölümünü hiç izlemeseydin. Sonuç itibariyle olaylar tam olarak Kurimi'nin bakış açısından gördüğümüz şekliyle değiller. Çok daha derinler... ;)

      YanıtlaSil
    2. Yok, yanlış bir intiba oluşturmadı aslında bende. Bu kadar övgü aldığına göre vardır bir bildikleri diyorum. 25 bölüm süreceğine göre bitime birkaç hafta kala ilk sezondan başlayıp hepsini toparlarım. Özellikle korku filminden çıkma esmer hatun oldukça hoşuma gitti.

      YanıtlaSil
    3. Sawako zaten baş karakterimiz. Eminim çok beğeneceksin seriyi...

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi