• Hourou Musuko - 3



    Romeo and Juliet: Juliet and Romeo

    Neden bu serideki tek gerçek çocuk şu uzun boylu kız? Devasa bir kadro var ve her geçen hafta yeni karakterler de seriye dahil oluyor ama bir tek kendine Chi diyen kız bana sahici bir çocukmuş gibi geliyor. Kafasına eseni yapıyor, arkadaşının memelerini gidip yokluyor, bir anda kavgaya tutuşuyor, bağırıp çağırıyor... Chi dışında kalan tüm karakterler orta yaş bunalımını yaşamış, artık hayattan alınacak bir zevk yokmuş gibi ortalıkta dolanan yeni yetmeler. Bence hikayenin bu noktasında bir falso var ve kimsenin de umurunda değil. 6. sınıfa giden çocuklar, taş çatlasın 12 yaşındalar ve henüz hiçbirinin iki top tekmelediğini, gülüp oynadığını, "özgürleştiklerini" görmedim. Bu çocuklar üzerinden senaryoyu toplum eleştirisine kaydıracaklarsa eyvallah da şu haliyle kalırsa elde patlar diye düşünüyorum.

    Bu "özgürleşememe" duygusunu da cinsiyet algısı üzerinden yansıtmaya çalışıyor seri. Nitori kız gibi giyinmek, Takatsuki ise erkek gibi giyinmek istiyor. Basketbol hocası artık sütyen giymesi gerektiğini söyleyince göğüslerini göstermemek için yere kapaklanması, onun için istediğine ulaşamaması anlamına geliyor. Bu arada o sahnede hemen uygulanmış (1. resim) incecik espri de çok güzeldi. Nitori ise okulda yapılacak bir müsamere için oyun yazma derdinde. Aşk üçgeninin en soğuk parçası Saori'nin teklifiyle bu müsamerenin teması cinsiyet değiştirme. Kızın motivasyonu aslında geçen bölümde iyice ortaya çıkmıştı: Hala Nitori'den hoşlanıyor ve reddedilmenin acısını yaşıyor. Belki de bu yüzden Nitori eve geldiğinde ona kendi kıyafetlerini denetmeye çalışmış olabilir.

    Yan karakterlerine de önem veren seri, Nitori'nin ablasına önemli bir süre ayırıyor ve ilk kez fiziksel romantizmle tanışıyoruz... en azından anlatımsal olarak. İlk öpücüğü tadan gençler arasında inanılmaz bir utanma gerginliği var, kız azıcık ateşle okula gitmezken oğlan ziyarete geldiğinde aşırı sinirli davranıyor. Çocukların seslerinin çatallaşması ergenlik sinyallerini verirken animede hiçbir detay dile getirilmiyor ve "anlayana" mesajlarla süsleniyor. Bu açıdan Wandering Son'ı beğeniyorum. Seyirciyi adam yerine koyuyor ve görmek isteyenlere bir sürü malzeme çıkartabiliyor ama çocukların büyümüş de küçülmüş tavırları, daha doğrusu bu kadar neşesiz olmaları bana biraz suni geliyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi