• Shiki - 19



    Nineteenth Coffin

    Hikayenin sonu gümbür gümbür geliyor!

    Ne olursa olsun karakterlerin davranışlarında saçmalamıyorlar. Doktorun soğuk kanlılığını sonuna kadar sürdürmeye kararlılar. Üstüne de 17 bölümdür "bana dokunmayan yılan bin yaşasın"cı tiplerin aniden değişmelerini sağlamayarak çok düzgün bir anlatım yakaladılar. Toshio herkesin gözleri önünde bir vampiri biçerken kimse bunu hemen sindirmedi. Bu vampir avına katılmak istemeyip aralarından ayrılanlar da oldu. Halkın tepkilerini çok gerçekçi olarak yansıtmaları kendi avantajlarınaydı lakin bir de bu gelişmelerin vampirler üzerindeki etkilerini aktardılar ki o kısımlar resmen şapka çıkarılmaya adaydı.

    Özellikle de ev ev dolaşan kadınların uğradıkları bir evde vampir annesiyle birlikte kalan kız ve akabinde de verdiğim fotoğrafta da görüleceği üzere çocuğuyla küvete sinmiş vampir gerçekten muhteşem betimlemelerdi. Demek ki vampirler arasına katılmayı seçmemiş, inisiyatif alıp kendilerine yeni bir yaşam tarzı çizmeyi başarabilmiş dirilenler de var. Öte yandan vampir avına çıkan insanların suratlarındaki çizimler tek kelimeyle harikaydı. Öyle bir ışık ve gölge büyük ihtimalle sahne gereği yok ama suni de olsa yapılan bu hamle çok yerinde. Artık korku veren taraf insanlar ve korkması gerekenler de vampirler. Denk güçlerin mücadelesi olmadığının altını çizen bu ani manevrayı çok beğendim.

    Shiki nefis bir hal aldı. Saldırıya geçen insanlar bayat korku klişesi unutkanlığında ya da eblehliğinde değiller. Hemen camları indirmeyi akıl ettiler, yakaladıkları vampirleri güneşe fırlatmayı bildiler. Vampirler de bazı taktiklerle insanları avlıyordu, şimdi sadece sıra değişti. Muhtemelen gelecek hafta da bu vahşi katliam devam edecektir. Sunako ve rahip Seishin sanıyorum serinin belirleyici noktaları olacaklar. Özellikle de aralarındaki yakınlaşmanın nedenlerini henüz anlamamış olan ben, bu ikilinin birlikteliklerinden nasıl bir kuvvet doğacağını merakla beklemekteyim.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi