• Kuuchuu Buranko - 10 - 11



    Owner

    10. Hasta: Mitsuo Tanabe (Japon Gazeteler Birliği Başkanı, bir beyzbol takımının sahibi)
    Rahatsızlık: Panik rahatsızlığı

    Sürekli çalışan bir adam bazı panik ataklar geçirmeye başlayınca doktorun kapısını çalar. Hızlı bir tetkikin ardından adamın karanlıktan korktuğu, bunun nedeninin de ölüm korkusu olduğu ortaya çıkar. Mitsuo Tanabe hızlı iş temposuna kendini uydurmuş ve anı deneyimlemekten kendini çekmiştir. Doktorun telkinleri bir süre sonra işe yarar ve bu "çok yaşlı" adam nihayet emekliliğini açıklayarak kafasını tatile çıkarır.

    Bu bölüm yönetim açısından serinin en iyi bölümü sayılabilir. Hele mizah açısından bence ilk sırada yer alır. Özellikle muhabirlerin adamın suratına mikrofon dayadıkları sahneyi 2-3 kere seyretme gereği duydum. "Flashback" kavramına inceden değdirmeleri ne kadar gerekliydi kestiremedim ama genel olarak bölümün atmosferi çok zarif bir şekilde idare edilmişti. Panik anlarındaki yalnızlık hissi nefis çizimlerle betimlenmişti. Genel olarak gerçekten sağlam bir bölümdü.


    Canary

    11. Hasta: Hideo Tsuda (Hastanenin Asistan Yöneticisi)
    Rahatsızlık: ?

    Şu işe bakın ki başka bir karakterin dünyasına tekrar gidiyoruz. Cep telefonu saplantısı olan çocuğun babası bu kez başrolde. Adamdaki rahatsızlığı bölümün son çeyreğine kadar bilemiyoruz ama adam gerçek bir sinir krizinin eşiğinde. Elbette tuvalette geçirdiği nöbetler sırasında "acaba bizim doktor aslında bu adam mı" diye düşünmedim değil. Belki buna yakın bir senaryoyla bizim doktorun da asıl kimliği ortaya çıkarılabilirdi.

    Çöpe atılan ilk iğne, tuvaletteki karaltılar, telefonu bırakmasını söylediği oğlundan önce doktorun işkolikliği güzel ayrıntılardı. Kanarya metaforu zekice bulunmuş. Psikolojide böyle bir benzetme belki de yerleşiktir, bilmiyorum ama benim çok hoşuma gitti. Özellikle son dakikalarda çok güzel bir toplama yaparak seriyi kapattılar.

    İzlemesi keyifli, animasyonu tamamen özgün bir seriyi daha bitirdim. Psikolojiyle ilgili bir şeyler izlemek istemeyenlere bu seri kabir azabı gibi gelebilir. Geri kalan kesimden farklı bir seri izlemek isteyenler mutlaka kaçırmasınlar. İlk bölümlerde yadırgadığım bu animasyon bir adaptasyon süreci geçiriyor. Devamındaysa keyfinizi hiç kaçırmayacak bölümler sizleri bekliyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi