• Panty and Stocking with Garterbel - 7



    Transhomers / The Stripping

    Bu haftanın teması Transformers ve Casino idi. İlk bölüm yine yavan kalırken ikinci bölümde kızların son şanslarını oynamak için soyunmayı bile göze almaları biraz ilginçti... ama sadece biraz. Özellikle son fotoğrafta arkadaki tipler beni bu hafta güldürdü. Bunların dışında gerçekten dişe dokunmaz bölümlerdi. Ne izlediğimizi anlamıyorum. Bir hafta tavan yapıyorlar, ertesi hafta dibe vuruyorlar. Bu tutarsız tavır devam edecek, ona eminim de bu kadar da hızlı değişiklikler yaşamasak daha iyi olacak sanki.

    The Stripping bölümünde oldukça sıradan bir tempo vardı: Kızlar paraya sıkışmışlar ve 3 gün içinde 3 milyon kazanmak zorundalar. En kolay yoldan bunu yapmanın da kumardan geçtiğini öğreniyorlar. Önce kazanıyorlar, sonra yine şeytan kardeşler geliyor ve kaybediyorlar. Herkes muradına eriyor tabii finalde. İlk bölümdeki Transformers göndermelerini ve bol ışıklı çizimleri beğendim ama hepsi de bu. Ne bir ilerleme ne başka bir şey. Çok sıradan iki bölümle geldi ve geçtiler.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi