• Panty and Stocking with Garterbel - 5



    Hanamuptra / Vomiting Point

    Ya aslında benim bu seriyle işim olmaması gerek. Ciddiyim, bu kadar tiksinti mizahına prim tanımam gerek ama işte bir yerden sürekli kendine avantaj çıkarıyor seri. Bu haftaki bölümlerin ikisi de oldukça iğrenç oyunlara gebeydi. Birinci bölüm sadece sümük ve onun yarattığı fenomenle ilgili absürtlüklerle doluyken ikinci bölümde de bir noktadan sonra patlayan tazyikli kusmalar bulunuyordu. İlk bölüm hakkında söylenecek hiçbir şey yok, melekler şaşırtıcı bir şekilde (!) yine hayaletin üstesinden gelmeyi başardılar.

    İkinci bölümse bu serideki çizimlerin ne kadar üstüne düşüldüğünü kanıtlar nitelikteydi. Başladığı anda "acaba indirdiğim sürümde mi bir hata var" dedirterek beni epey bir süre oyaladı. Neredeyse hiç görünmeyen Panty ve Stocking bölüme 2 dakikalığına uğradılar. Onların yerine başrole geçen amcaysa gerçek bir stereotipi canlandırmış. Japon çalışan sınıfının bir hayli hicvedildiği bölüm aynı zamanda yaş haddi yüzünden farklı muamelelere maruz kalan insanları yansıtıyordu. Böyle bir temanın bu seride ne işi var bilemedim ama işte yukarıda bahsettiğim avantaj bunun gibi anlarda ortaya çıkıyor.

    Herkesin kusmasını herkesin sümüğüyle oynamasına yeğlerim. Ne de olsa basit bir sembolizm örneği olarak görülebilir bu istifra şöleni. Her şey bir yana ama büyük usta Satoshi Kon'un tarzına yaklaşan bir animasyonla bunun anlatılması bile benim için kafi. Yine de bu serinin "artık" tiksinti mizahıyla uğraşmamasını, ilk bölümlerdeki ani ve şok eden mizaha geri dönmesini diliyorum. Kendini gereğinden fazla ciddiye almaması lazım yoksa şimdilik iyi konuşlandıramadığı zemin altından kayabilir.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi