• Shinrei Tantei Yakumo - 4



    Connecting Souls: Possession

    İki bölümlük bir hikayenin ilk ayağı olduğundan dedektiflik hususunda pek gelişme yaşanmadı lakin Yakumo'nun, annesiyle yaşadığı travmayı öğrenmek açısından son derece verimli bir bölümdü. Her zamanki gibi son anlarda fırlayan adamın ruh transferi işiyle uğraştığını öğrenmek de serinin kötüler kanadına bir adım daha yaklaşmamıza vesile oldu.

    İnşa yapılan bölümlere güzel bir örnek teşkil etti Shinrei Tantei Yakumo. Hafiyelik vakalarının her hafta aceleye getirilmiş hissi veren bir çabuklukta çözülmesi serinin gerçekçiliğini zedeliyordu. Bu hafta ruh dedektifliğini biraz kenara alıp kendi mazisini çözmenin peşine dalan Yakumo benim için yeterli. Gelecek hafta bu genç adamı, Haruka'yı kötülerin elinden kurtarmaya çalışırken izlemek de keyif verici olacaktır. 13 bölümlük bu seri, odağını kaybetmediği müddetçe bu temposunu korusun, ortaya iyi bir proje çıkacaktır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi