• Shiki - 9



    Ninth Coffin

    Shiki'nin son bölümlerindeki başarı devam ediyor. Bu bölümde de oldukça iyi bir yönetim performansı, kaliteli çizim teknikleri ve sağlam bir atmosfer kurgulanmıştı. Her şeyden evvel rahip Seishin'in yazmakta olduğu romanın canlandırması bayağı etkileyiciydi. Yazdığı iki kardeş karakterden doktora bahsederken kullanılan teşbih kolayca anlaşılabilir olmasına rağmen yine de güçlü animasyon sayesinde bu metafor daha sabit bir zemine oturuyordu. Seriden bağımsız gibi görünen bu tip ufak sahnelere ihtiyacımız var. Hem ilgiyi çeşitlendiriyor hem de atmosferi tırmandırıyorlar. Şimdi o karakterin neden kardeşini öldürdüğünü öğrenmek istiyor, bunun nedenini merak ediyorum.

    Bölümde yine de gereksiz sahneler barınmaktaydı. Toshio'nun anası ve karısıyla olan muhabbetler doktorun karakter gelişimi için çok mu gerekliydi diye düşünmeden edemedim? Ailesinin hayattaki tek erkek ferdi olması bize bu seri için ne katabilir ki? Vampirlerin doktora saldırmama nedenlerini buna bağlamayacaklarsa sadece süre doldurma amaçlı bir anlatımdı. Karısının ve anasının "ben çok yaratıcıyım" diye geçinen bir çizerden çıkan saçları görseli doldurmak içindi. Tamam, bu serideki saçlarda çizerleri bayağı serbest bırakıyorlar ama figüranlıktan öteye gidemeyecek önemdeki karakterlerin ilgiyi dağıtacak hamlelerine başvurulmamalı. Toshio'nun anası ve karısıyla konuştuğu sahnelerden aklımdan kalan tek şey iki kadının saçları.

    Hastane sahneleriyse bölümün tavan yaptığı dakikalardı. Doktor ve rahibin bu seferki vampir saldırısına karşı koyma çabalarını günlük periyotta bize izlettirdiler ve önce umutlandırıp sonra perişan ettiler. Her hafta bir şekilde üstüne koymayı başaran seri daha da iyi yerlere varacağını belli ediyor. Atmosferi karanlıklaştırıyor, konusunu çeşitlendiriyor, karakterlerine anlamlar yüklüyor... Gitgide sağlam bir ivme kazanıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi