• Seikimatsu Occult Gakuin - 9 - 10



    Üzerinde konuşulacak hiçbir şeyi barındırmayan bölümler çıkarttıkları için bu kez iki bölümü bir arada yazmak istedim. Gerçi bu kararımda iki bölümün birbirine bağlı olmaları da rol oynadı. Küçük bir kızın 9. bölümdeki ruh çağırma seansında ortaya çıkması ve Maya ile tayfasının da bu hayaleti ebedi huzura kavuşturma çabaları iki bölümün temek konusuydu. Söz konusu Occult Gakuin olunca bu konunun hiçbir şekilde fazla dallanıp budaklanmadığını pekala kendi kendimize bulabiliriz.

    Yapılan tek küçük ekleme Akari isimli bu küçük kızın babasıyla olan ilişkisinden yola çıkılarak Maya'nın küçüklüğüne gidilmesiydi. Bunun haricinde her iki bölümü de ileri sararak, ne kaçırdığımı hiç umursamayarak izledim. Mikaze ile Bunmei'nin arasında arkası yarınlara dönüşen ve lastik gibi uzatılan flörtü daha ne kadar çekmemiz lazım? Maya'nın ikinci kankişi, şu gözlüklü kızın daha ne kadar saftirikliklerine tahammül etmeliyiz? Bu seriyi takip ettiğime yanıyorum resmen. Bundan sonraki bölümleri de biriktirip tek bir kerede yazmayı düşünüyorum. Nasıl olsa bir zıplama yapacakları yok.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi