• Shiki - 8



    Eighth Night

    Vasat başlayıp her bölümüyle kendini geliştiriyor Shiki. Temmuz sezonunda başlayan rakiplerinin aksine konuyu sürekli ilerletme çabasında. Bu bölüm de vampirle karşılaşmaya ayrılmış. Kahramanlarmız ilk kez bir vampirle fiziksel temasa geçiyor ve onu bir süreliğine yenmeyi başarıyorlar. Yüzünü tam göremediğimden emin olamadığım Sunako da Natsuno'nun evine korkutucu bir ziyarette bulunuyor. Bu sahnelerdeki vantrolog oyununu ve kullanılan kuklayı oldukça beğendim. Seri zaten her bölümde birkaç dakikalığına da olsa bu tür sahneleri es geçmemeye gayret ediyor.

    Megumi'nin mezarını açarak "Risen" şüphelerini gidermeye çalışan Natsuno ile Tanaka kardeşler neyle karşılacaklarını bilmiyorlar. Lakin mezarı açıp içinin boş olduğunu gördüklerine gözü iyice karartıyorlar. Kaori'ye saldıran vampiri açılmış mezarın yanına gömmeye ve Tanakalar'ın yakın zamanda ölen komşularının mezarını açmaya da o andan itibaren karar veriyorlar. Üç karakter de korkuyor ama korkularının üstüne gidiyorlar. Bölüm içinde Natsuno'nun dediği gibi vampirleri sadece filmlerden tanımaları da onlara karşı kendilerini nasıl savunacaklarını bilmemelerine yol açıyor.

    Bu bölümdeki gibi korku öğelerini daha da ön plana çıkartmayı başarabilirlerse Shiki sanıyorum ki nicelik açısından verimli nitelik açısındansa oldukça kısır yaz sezonunun elle tutulur tek serisi olacak. Demek ki görünüşe çok da aldanmamak lazımmış.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi