• Shiki - 2



    Corrupt

    İlk bölümden kısmen daha iyi bir ikinci bölüm çıkardılar. İlk bölümde peşisıra gelen zaman örgüsü benim kafamı bulandırmıştı. Bu bölümde nispeten daha sakin bir tempoyla Megumi'nin ölümü sonrasını anlatmaya başladılar. Bölüm içinde verilen coğrafik bilgileri sevdim. Hakkında hiçbir şey bilmediğimiz bu kasabayı kuşbakışı göstermeleri açıkçası beni heyecanlandırdı. Nedense her seferinde "katil kim?" oynayacağımızı düşünmek istiyorum. Dolayısıyla da kimin nerede oturduğu, evlerin uzaklığı, tarihler, ölenlerin fotoğrafları gibi detaylar benim çok hoşuma gidiyor. Eğer sıkıcı bir vampir öyküsü çıkarsa büyük hayal kırıklığı yaşayacağım, orası da ayrı.

    Sotobamura sabah kimin kime selam verdiğinin öğlen herkesçe bilindiği ufacık bir köy/kasaba. Hal böyle olunca dedikodu mekanizması bu yörenin en büyük iletişim organı gibi görünüyor. Yaşlıların karakter tasarımlarına da bu sebeple hayli önem verilmiş. Gençlerin mor, yeşil, pembe saçlarına dikkat edilirken yaşlıların suratlarındaki çöküntü hali çok iyi yansıtılıyor. Öte yandan hemen bir kahramanımız da oluşuverdi. Doktor Ozaki Toshio belli ki çok sayıda ve aniden gelen ölümlerin sırrını çözmemizde başrolü oynayacak. Şimdiye kadar karizma sigara yakışı haricinde pek bir numarasını göremedik ama herhalde rahip Muroi Seishin ile birlikte esrar perdesini aralayan karakter olacaktır.

    Kadronun geri kalanındaysa sonar gücündeki ses duyma kabiliyetine sahip Yuuki Natsuno'nun olayını henüz çözebilmiş değilim. Sadece yapılan dedikoduları çok uzaktan kapabildiğini ve Megumi gibi bu kasabadan nefret ettiğini gördük. İlk iki bölüm tatmin edici bir seviyedeydi lakin konuyu doktorun etrafına örerlerse seri sanki çok da fazla ilgi göremeyecek. Her bölümde ölümlerin sebebini araştıran ve hiçbirinde kafi neticeye ulaşamayan bir doktorun sigara tellendirmesini izlemek pek de Shiki'nin yarattığı beklentileri karşılamayacaktır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi