• Seikimatsu Occult Gakuin - 1



    Maya’s Prophecy

    Önceden gözüme kestirdiğim iki seriden ilki Seikimatsu'ydu. Diğeriyse Shiki'ydi ama nedense bir türlü yayına giremedi. Bu Cuma ilk bölümünün yayınlanacağı söyleniyor. Gerçi bu kadar çok seri yağarken ve Trapeze'i bir yandan tamamlamaya çalışırken ona nasıl zaman ayıracağım da ayrı bir muamma. Fansub gruplarının bile yüzüne bakmaz olduğu Senkou ve bir arkadaşımın yazdığı Shingetsutan bir süreliğine kızağa çekilecekler. Seikimatsu, Shiki, büyük ihtimalle High School of the Dead ve Nurarihyon no Mago bu sezon beni oyalacak seriler gibi görünüyor.

    Babasının ölüm haberini alır almaz Occult Akademisi'nde soluğu alan Kumashiro Maya buradan nefret etmektedir. Doğaüstü olayların, paranormal aktivitelerin, UFO'ların vs. araştırıldığı bu akademinin başındaki kişi, yani babası vefat etmiştir ama Maya bembeyaz bir elbise ve siyah çoraplarıyla salona girer. Suratında da en ufak bir üzüntü ibaresi bulunmamaktadır. Cenaze bir süre sonra beklenmedik gelişmelerle öğrenciler için bir kaosa dönüşür. Maya her zamanki soğukkanlılığını korumakta ve etrafa dehşet saçan iblisin işini bitirmek için hazırda beklemektedir. Her numaraya karnı tok, doğaüstü olaylara inanmayan, babasını bir zamanlar çok seven ama onu annesi ve kendinden çaldığı için akademiden nefret eden Maya bölümün sonunda 2012, yani 13 sene sonrasından gelen Uchida Fumiaki'nin terminatör misali gelişiyle küçük dilini yutar.

    Doğaüstü olaylar falan deyince elbette birçok seri, dizi, film aklımıza geliyor. Occult bunlardan farklı ne başaracaksa bir an evvel bunu göstermesi lazım çünkü 13 bölüm sürecek. Teknik departmanda zaten bir sıkıntı yok, daha önce Sora No Oto ve Senkou No Night Raid'i idare eden A-1 Pictures bu serinin de başında. Her bölümde bir yandan farklı canavarlarla mücadele ederken diğer yandan da esas konuyu işleyeceklerini düşünüyorum. Bu esas konu da muhtemelen Fumiaki'nin nereden geldiği ve nasıl geri döneceği olacaktır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi