• Kuuchuu Buranko - 2



    Keep on Erecting

    2. Hasta: Taguchi Tetsuya (Ofis çalışanı)
    Rahatsızlık: Penile ankylosis

    Sabah ereksiyonu sırasında "Tomorrow" isimli bir kitabın penisine düşmesi sonucu hasta sürekli ereksiyon halindedir. Lakin bu ereksiyonun psikolojik olduğu ortaya çıkar ve doktor Irabu'nun fikrine göre dışa vurmadığı hislerini penisi yansıtmaktadır. Bu yüzden bir türlü rahat vermeyen penisi adamın inisiyatif alıp içinden gelenleri dürüstlükle yansıtmasına kadar ayakta durur.

    Böyle bir konuyu henüz ikinci bölümde seçmiş olmaları epey tuhaf. Reyting amaçlı gibi de düşünülebilir ama bölümler arasındaki bağlantının varlığını göstermek uğruna seçildiğini düşünmek daha cazip geliyor. Bundan sonraki bölüm "Tomorrow" isimli kitabın yazarı hakkında olacağından bu seçimin kasıtlı yapıldığını zannediyorum. Taguchi'nin başından bir boşanma geçmiş ve hâlâ geçmişine, eski karısına takılıp kaldığından içindeki hisleri dışa vurmakta zorluk çekmekte. Psikolojinin en temel yaklaşımı mevcut sorunun nedenini bambaşka bir yere bağlamaktır. En azından benim kestiğim ahkam böyle olsun. Kalıcı bir ereksiyonu adamın abazanlığına bağlamak yerine, beynin pasifliğini protesto eden bir organına yansıtmayı seçmişler.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi