• Highschool of the Dead - 4



    Running in the Dead

    Yok artık! 4. bölümün yarısını ilk üç bölümcüğün tekrarına ayırmak nedir yahu? 12-13 bölüm sürecek bir serinin böyle bir lükse sahip olduğu nerede görülmüş?! Bölümün çizimlerini bitiremediklerinden olsa gerek 10 dakika boyunca geçtiğimiz 3 haftayı bir daha izledik. Olur da unutmuşuzdur belki diye! Fanboylarınca yılın en iyi serisi diye nitelendirilen HOTD henüz birinci ayını tamamlamışken ellerde patladı.

    Bölümdeki özgün sahneler sadece benzincide geçen dakikalardı. Onlarda da zombileşmeyen insanların en az zombiler kadar tehlikeli olabilecekleri gösterildi. Zombilerinse sadece metalik seslere tepki verdikleri dikte ettirildi! Böyle saçma bir mantık da var. Not düşelim çünkü adım gibi eminim ki senaryo hatasına düşecekler. İnsan seslerine, motorsikletin gümbürdemesine tepki vermeyen zombiler yere düşen beyzbol sopasının sesine bir anda üşüştüler. Benzincide kırılan kasanın metalik olmayan (!) sesine uyanamadılar sanırım. Açıklanan bölüm sayısının bir eksiğinde biter umarım seri zira bu bölüm yayınlanmadı gibi bir şey.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi