• Rainbow - 9





    Lament


    Sakuragi'nin tedaviye ve istirahata ihtiyacı var. Çocuklar önce Setsuke'nin kapısını çalıyorlar ve bekledikleri yardımı alıyorlar. Uzun süredir kimsenin kalmadığı bir barınağa onları yönlendiren hemşire ardından kendi de bilfiil yardıma geliyor. Sakuragi'yi tedavi ediyor ve onu çabucak ayağa kaldırıyor. Abilerinin çocuklardan bir isteği var: Islahevine dönmeleri. Çocuklar bunun nedenini ilk anda idrak edemeseler de geride kalan arkadaşlarının nasıl bir muameleye maruz kalacaklarını Sakuragi biliyor ve kalan 3 arkadaşı için endişe duyuyor. İddiayı "kazanan" Joe geri dönüyor ve müthiş bir kozla Ishihara ve Sasaki'yi safdışı bırakıyor.

    Turtle ve Mario hemşireye daha fazla yük olmak istemediklerinden para kazanmanın yollarını arıyorlar. Dünya savaşına dem vuran seri Japonya'daki Amerikan askerlerini içine dahil ediyor ve Mario'ya bokstan gelir elde etme fırsatını sunuyor. Açılan bu yeni kapıyla birlikte Lily isimli genç bayan da kadroya girmiş oluyor. Islahevindeki 4 kafadar, gardiyan ve doktordan ırak olarak kalan 1 yıllık cezalarını çekerken, dışarıdaki Mario ve Turtle da hayata atılmış oluyorlar. Bir Amerikalı olmasına rağmen Japonların kendi vatandaşlarına kaybetmelerinden nefret eden Lily de onların rehberi konumuna geliyor.

    Bu serinin önünde daha çok uzun bir yol var. 13 bölüm olmayacağı kesin ve muhtemelen de keninde 6 aylık bir kontrat koparmayı başardı. Henüz 9. bölümde çocukların bir kısmını dışarıya çıkarma kozunu oynadıklarına ve ıslahevine de bir süre daha dönmeyeceğimize göre gidişatın şekillenmesi tamamen farklı bir yöne kayacak. Bir kurtuluş hikâyesi olan Rainbow, sanırım bu kurtuluşu basit bir ıslahevindeki hasta gardiyan ve sapık doktordan kaçış diye nitelemek yerine gerçek hayatın zorluklarından sağ çıkmak olarak şekillendirecek.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi