• Angel Beats - 9





    In Your Memory


    Bu seriden ilk defa güzel bir bölüm geldi. Demek ki komikleşmeye çalışmayınca adam gibi işler de çıkartabiliyorlarmış. Angel'ın uyanmasını beklerken içi geçen Otonashi'nin asıl ölüm nedenini izleyerek geçiriyoruz bölümü. Hepsi bu kadar ama serinin başrolü hakkında artık katıksız bilgi edinmiş sayılabiliriz.

    Bildiğimiz gibi kardeşini kaybetmeden önce yaşama nedenini sorgulayan bu çocuk son demlerinde tıp okumaktaymış. Muhtemelen son sınavına girmek üzere trene bindiğinde de bir kaza geçirmiş. Biz onu kazada öldü bilirken işin acı ve dramatik aslını bu bölümde öğreniyoruz. Otonashi insanları, hiç değilse bir tek insanı kurtarmaya çalışıyor. Kazadan sonra herkese yardım eden, felaket bölgesinde insanları sakinleştiren Otonashi şimdiye kadarki bölümlerden aksi bir profil çizmiyor. Bunların yanında çocuğun son nefesine kadar etrafındaki, son nefesinden sonraysa herhangi bir insana yardım etmeye çalışması onun karakterini çok net bir şekilde ortaya koyuyor ve finalin dramatik yapısını iyice keskinleştiriyor.

    Demiştim ya artık savaşacak bir düşman kalmadı diye. Aslında seri çok güzel bir manevrayla barışacak düşmanlara yöneltti rotasını. Bu noktadan sonra tüm karakterlerin huzura ermelerini sağlayacak Angel ile Otonashi bu bölümde el ele verdiler ve süreci başlattılar. Muhtemelen son bölüme kadar Yuri hariç herkesi tek tek göndereceklerdir. İnsan düşünüyor "Şu saçma sapan komiklikler ve hafifleştirilmiş çizimler olmasaydı bu seriden ne cevherler çıkabilirdi" diye. Geç olsun da güç olmasın madem.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi