• Senkou no Night Raid - 5





    The Summer Negative


    Yine bir hayli iç bayıcı ama önceki kadar manasız olmayan bir bölüm izledik. Bu serinin yarattığı beklentiler doğrultusunda sezonun hayal kırıklığı olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Sora No Oto'dan sonra A-1 Pictures'tan en az onun kadar eli yüzü düzgün bir seri bekliyordum. Hiç değilse belli standartları tutturması yeterli gelecekti. Üstelik Senkou no Night Raid sahici bir dönemi ve casusluk serisini anlatacak diye açıklanınca heyecanlanmıştım bile. Her bölümde yazılan "bu seride anlatılanlar hayal ürünüdür" ibaresi seriyi bir parça korumak için kullanılırken gelinen noktada bu muhafazakâr ve ürkek tavrın gereksiz olduğu görülüyor. Zaten herhangi bir şekilde gerçekle bağlantısı çok da umursanmayacak spesifik olaylar izliyoruz. Madem hayal ürünü diyerek kendinizi korumaya aldınız, bize ne karakterlerin çocukluk arkadaşlarının yaptıklarından?

    Bölüme giriş yapacağım, en azından bu sefer hakkında konuşulacak şeyler var ama hepsinden evvel diğer serileri de göz önüne aldığımızda sezonun en fuzuli karakteri Fuuran'dan bahsetmek istiyorum. Fujita Saki isimli hanım tarafından kulak tırmalayıcı bir performansla seslendirilen bu kızın serideki rolü nedir ve neden bu kadar çok dakika alır, biri bana açıklasın lütfen. Serinin fansublarının neden geciktiği konusunda bazı forumlarda tartışmalar çıkıyor. Japoncanın yanında sürekli farklı dilleri (Flemenkçe, İngilizce, Almanca, Çince) kullanan bir seriyi çevirmek elbette zor olacaktır ama bu berbat seslendirmeli gerzek kızın konuşmalarını çevirme sabrı gösteren kişileri bulmak daha da zor olabilir.

    Hadi konuyu da anlatayım, eksik kalmasın. Aoi bir fotoğraf çeker, Kazura bu fotoğrafta çocukluk arkadaşını görür ve onu aramaya koyulur. Nishio ismindeki bu adamın eski bir sevgilisi Airi çıkar karşısına ama hem kadın hem de Kazura kaçırılır ve Kuomintang adı verilen, dönemin Çin Nasyonalist Partisi üyelerinin şiddet ve işkencelerine maruz kalırlar. Nishio'nun bir casus olduğu ve partinin parasını çaldığı anlaşılır ama adamın yerini Airi de Kazura da bilmemektedir. Nishio Sovyetlerle silah ticareti yapmak üzereyken parti üyeleri baskın yapar ama Nishio kaçmaya başarır. Yüzerek çıktığı yakada eski dostu Kazura ile anlık bir karşılaşma yaşanır ve bölüm sonunda Nishio hamamda giyinirken parti üyelerinin suikastine kurban gider. İşte size bir bölümün konusu.

    Ben bu diziyle ilgili sıkıntımı buldum: Sıkıntıma bir isim koyamamak! Hâlâ ve ısrarla bu bölümlerin hangi amaca hizmet ettiklerini kafamda konumlandıramıyorum. Ne tam olarak karakter gelişimi ne -eğer varsa- asıl konunun yapı taşları ne de filler. Düşünün yani bir bölüm filler bile değilken hiçbir işe yarayamıyor. O kadar spesifik karakterlere indirgendi ki dönem eleştirisi yaptığını bile söyleyemiyorum. "O dönem bir casus varmış da çift taraflı oynayınca Çinliler adamı vurmuşlar." Olay bundan ibaret. Şayet bu anlatımdan benim "o dönem Çinliler önlerine gelen casusu indirirlermiş" gibi bir mana çıkarmam gerekiyorsa hiç kasmaya niyetim yok, şimdiden söyleyeyim. Sezonun şimdilik 1 numaralı hayal kırıklığı.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi