• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 57





    Eternal Rest


    Dört bir koldan aksiyon yağıyor!

    Greed ve Fu (Dedenin adını da ancak öğrenebildim)'nun King Bradley'e karşı verdikleri çarpışma bir kere akıllara zarar veren cinstendi. Allem ettiler kallem ettiler Wrath'ı bir türlü deviremediler. Hele Fu'nun pimi çekip de kamikazeye yattığı sahnede Wrath'ın kılıç becerisi enfesti. İzlerken bir yandan "Yok artık!" çekerken, diğer yandansa dövüş filmlerinde uzakdoğulu üstatlarda gördüğümüz yemek çubuklarıyla sinek yakalama mevzunu düşündüm. Bradley'in kılıç kullanma yetisini ve homunculus özelliklerini de hesaba katınca o sahne çok şık bir yer kapladı benim için.

    Animelerde bir standart falan mı oldu bilemiyorum ama bu bölümde de ilk yarı-ikinci yarı tempo değişimi uygulanmıştı. Gerçekten de nefes aldırmayan bir 12-13 dakika izledikten sonra aksiyonun ritmi düştü, diyalogların önemi arttı. Bu kısmı da Izumi'nin Olivier'ye ders anlatması, Alphonse'un en nihayet kente dönüşü gibi konularla dolduran bölüm son çeyrekteki 5 dakikasında tekrar tempo yaptı ve Ed'in savaştığı altın dişli iğrenç doktora gözlerimizi çevirdi. Doktoru daha önce sadece ilk bölümlerden birinde ve aralardaki bir başka bölümde görmüştük diye hatırlıyorum. Aniden çıkıp neden tüm çok önemli karakterler gibi arka planda durduğunu açıkladı.

    Bradley'i "yaratan" ve bölüm sonunda "Göz"ü, yani geçiti açabilecek kapasitedeki doktor belli ki homunculuslar solsa Father'ın yegâne sağ kolu. Onu biraz daha tanıyabilsek hoş olabilirdi ama bu saatten sonra "ah keşkem" demek polyannacılık olacaktır. Manga Haziran ayında bitiyor, seri de ara verilmediği takdirde Haziran'ın sonunda nihayete erecek. Şu gidişat gerçekten çok ümit verici. Mayıs'ın da sonuna dek aksiyona doyacağız, hatta galiba bundan böyle hiçbir şekilde nefes almak için durmayan bölümler izleyeceğiz.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi