• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 56





    Return of the Fuhrer


    Rütbesi Führer olan bir askerden bekleneceği üzere Bradley'in dönüşü de epey kanlı oldu. Hani katanaların ne kadar üstün kılıçlar olduğunu milyon tane filmde görmüştüm de King Bradley'in elindeki kılıcın bir tankı "kesebileceğini" hiç düşünmemiştim. Führer ve yandaşlarının şu anda tek gayeleri kapıları içeriden kilitlenmiş karargahın içine girebilmek. Führer ön safları biçtikten sonra kapı girişine kadar ilerledi ama orada da ayıboğan Buccaneer ile bir süre oyalandı. Adamın kolunu koparıp kılıcıyla da karnını şişlemesine rağmen Buccaneer hayatta kaldı ve bu sürede esas oğlana zaman kazandırmış oldu: Greed.

    Bir süredir ortalarda görünmeyen Greed'in Merkez'e geleceğini zaten biliyorduk ama en gereken zamanda karşımıza çıkması hoş bir sürpriz oldu. Gerçi seri son bölümlerinde çok fazla oldu bittiye getirme taktiğine başvuruyor ama ne yapalım, canı sağ olsun. Ed, Al, Mustang gibi karakterlerin hiç görünmediği bölümde Greed'in Führer ile kapışması da Fu'nun gelişiyle daha bir renklendi. Hükümdarını korumak isteyen Fu dost ateşinden nefis bir şekilde sıyrılırken bir an gelenin Lan Fan olduğunu zannettim ama dedenin de enerjisi hâlâ yerindeymiş. Ling'i korumak için çıktığı katta Bradley'i görünce torununun kopan kolunun intikam ateşi de içini sardı.

    Bölümün en başında Hohenheim ile Father arasındaki diyaloglar da hiç fena değildi. O sırada arkada çalan müziği Hans Zimmer yapmış olsa ne güzel olurdu diye bir ara düşündüm. Geçen hafta Father Hohenheim'da aradığı taşı bulamayınca ambale olmuştu, Hohenheim da bunu fırsat bilip Father'a var gücüyle saldırdı. Derisini yok edince Homunculi'yi de yok edeceğini sanan Hohenheim acı bir sürprizle karşılaştı ve bu kapışmanın finalinin henüz yakınlarda olmadığı görüldü. Diyalogları sırasında Hohenheim'ın içindeki her insanla tek tek konuştuğunu söylemesi biraz dokunaklıydı.

    Manganın son chapter'ı önümüzdeki ay yayınlanacak ve mangaya bu kadar sadık ilerleyen seri de Haziran'ın son haftasında nihayete erecek. İlk seriden bir hayli farklı şekilde kendini konumlandıran seri için enfes bir son beklemek artık iyimserlik gibi gelmiyor bana. Temposu iyi ayarlanmış, karakterlerine olabildiğince süre ve mesafe tanımış, aksiyonu doğru kullanmış bir seriye, hele ki Fullmetal Alchemist gibi kült seviyesine ulaşmış bir seriye hak ettiği değerin verildiğini görmek çok güzel.

    1 Görüş:

    1. kardeş bunun ingilizce altyazısı var mıdır acaba?

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi