• Sarai-ya Goyou - 2





    Make Love to Me


    Ronin Masanosuke (Masa)'nin kadınların sevgilisi, adam kaçırma çetesinin başı Yaichi'nin grubuna girme süreci devam ediyor. Yine epey dingin bir tempo sürdüren bölüm bu kez Masanosuke'nin çeteyi iş başında görmesiyle bir gıdım konuyu ilerletmeyi başarıyor. Serinin ve çetenin adı House of Five Leaves ama şu anda dört kişiler. Masanosuke elbette bu çeteye dahil olacak lakin samuray prensiplerini sorgulaması bakalım daha kaç bölüm sürecek.

    Çetenin toplanma mekânı ilk bölümde gördüğümüz, tüm bu kaçırma işlerinin kendisi için yapıldığını söyleyen Okinu'nun babası Ume'nin işletmesi. Ume de fevkalade nemrut bir izbandut. Masa hâlâ çeteye katılmadığı için ronine karşı ters davranıyor fakat Ichi istedi diye adama beleş yemek veriyor. Bunun karşılığında da adama ayak işlerini yaptırıyor. Bir de sürekli içmeye gelen Matsukichi var ki o da Ichi'nin fidye sonrası işlerini yürütüyor. Son karakterimizse hafif meşrep Otake. Kadının Masa'nın aklına girmesi fazla uzun sürmeyecek gibi görünüyor.

    Serinin kendine has karakter tasarımları çoğu izleyiciyi itmiş görünse de özgün çizimler her zaman bir serinin artısı. Konusu müthiş ağır ilerleyen bu seriden ne bekleyeceğimi bilmiyorum. Şimdiye kadarki iki bölüm ne Michiko e Hatchin ne Ergo Proxy ne de Samurai Champloo ile bir benzerlik taşıyor. Sanırım bu tempoyu pek bozmaya da niyetleri olmayacak.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi