• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 54





    Beyond the Raging Fire


    Aksiyona doyduğumuz bölümlerden biri daha. Envy-Mustang kapışmasına o kadar önem verilmiş ki her bölüm arasında çıkan iki karelik görüntü bu bölümde 17. dakikaya kadar bekletiliyor. Geçen hafta Hawkeye'ın Mustang'e silah çekmesinde kalmıştık. Aynı noktadan hemen devam ettirilen bölüm tahminlerin yarısını (e doğal olarak!) boşa çıkartan bir manevrayla Envy'nin Mustang'in kılığına girdiğini gösteriyor. Mustang'in çabucak gelişiyle Hawkeye teke tek başa çıkamayacağı homunculustan kurtulmuş oluyor.

    17. dakikadan sonrasına geçmeden önce Envy'nin Mustang tarafından vahşice yakılışı sonucu gerçek formuna dönmek zorunda kalması gayet normaldi lakin sonrasında gelen Ed'in dediklerini bu kadar çabuk kabullenmesi bana fevkalade abes geldi. Yani 53 bölümdür çizilmiş bir Envy portresi var. Bizim gördüğümüz en leş kargası homunculus Envy. Ed'in kendisini "çözmesi" onu bu kadar mı içlendirdi ki bir anda kendi canından bile feragat etti? Bana hiç inandırıcı gelmedi hatta son saniyeye kadar yine Envy'nin başka bir numarasını izlediğimi zannettim. Bu kadar kolay pes eden kötüler Brotherhood'un karakteristiğine aykırı.

    Son 5-6 dakikadaysa nefis bir Armstrong-Sloth dövüşü vardı. Olivier bir yandan kuklaları saf dışı etmeye çalışıp bir yandan da kumandanlığını ilan ederken devasa Sloth'u durdurma işini sürekli hor gördüğü kardeşine bıraktı. Alex Armstrong ilk seriden beri süper sempatik bir karakter. Kafasındaki bir tutamlık soru işareti saçı ve olur olmadık yerlerdeki sevgi gösterileri bu kas yığını adamı sevimli bir herküle çeviriyor. Sloth'u yerle bir ederken bile yine kendinden beklenen tuhaf cümlelerle gülümsetmeyi başardı.

    Ve nihayet Hohenheim'ı gördük. Onu bu kadar boşlayıp sonra bir anda Father'ın karşısına çıkarmak pek yakışık almadı ama artık iş işten geçti tabii. Nihayet Slave 23 ile Homunculi karşılaştı. Son 3 bölümdür sınırsız eğlence ve aksiyon sunan seri bu erken gelen buluşmayla kendi yolunu kesecek mi göreceğiz. Hiç sanmıyorum çünkü 56. bölümde Führer de geri geliyor. Tüm karakterler toplansın ve savaş başlasın!

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi