• Shingetsutan Tsukihime - 6



    White Dream

    Bu bölümde oldukça dingindi. Serinin yarısına geldiğimiz halde beklediğimiz ana konuya ve asıl düşmana dair bir hareketlenme yok. Bir vampir serisinden beklediğimiz aksiyonun yerinde yeller esiyor. Umarım serinin diğer yarısı beklentilerimizi karşılamayı başarır.

    Bölüm özellikle Shiki – Akiha ve Shiki-Arc ilişkilerine odaklanmıştı. Ciel ve Yumizuka şöyle bir ateş alıp kayboldular. Uzun zamandır birbirlerinden ayrı yaşamış olan Shiki ve Akiha’nın arasındaki normalleşme çabalarına şahit olduk. Çevirdikleri boş geyiklerle ikili birbirlerini tanımaya çalışıyordu. Shiki’nin yatıyorum ayaklarıyla odasına çekildikten sonra gizlice dışarı çıkma yalanı bu bölümde Akiha tarafından fark edildi. Bu durumun ikili arasındaki ilişkiyi hangi yöne çekeceğini sonraki bölümde göreceğiz sanırım.

    Arc uzun süren tutsaklık döneminden sonra yeni çağa ve yaşama ayak uydurmaya çalışmaktadır. Bir çok şey ona yabancı gelmektedir. Özellikle ikili ilişkiler konusunda fazla bilgili olmadığı gün gibi ortadadır. Aslında bunun sebebinin vampirler arasında bu tarz bir ilişki olmayışından mı yoksa çok uzun bir süre tutsak olmasından mı olduğunu Arc’ın geçmişi ortaya çıkınca anlaşılacak gibime geliyor. Ama bu yeni deneyimlerinde ona yardımcı olacak kişinin Shiki olacağı belli. Bu nedenle Shiki’ye olan ilgisi zaman içinde artmış durumda. Ama olur olmadık zamanlarda Shiki’nin yanında bitmesi ve yaşantısına girme çabası Shiki’de bir rahatsızlık oluşturdu. Bu sebepten dolayı aralarında ufak bir tartışma yapan ikili bölüm sonu itibariyle işi tatlıya bağladı.

    Serinin müzikleri gerçekten çok güzel. Bu bölümde kendisini iyiden iyiye hissettirdi ve kulaklarımın pasını aldı resmen. Hani tempoda biraz artsa seyir zevki katlanarak artacaktır.



    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi