• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 46





    The Creeping Shadow


    Dananın kuyruğunun kopmasından önceki son bölüm. Dolayısıyla fazla bir hareket beklemeden izlemek gerekiyor. Bir sürü stratejik hamlenin oynandığı ve aynı miktarda karakterin rol aldığı bir bölüm. Winry evine dönüyor ve odasında Ed'i buluyor. Winry'den helallik alıp savaşa adım atan Ed ise kardeşiyle görüşemememin acısını içinde taşıyor. Bu esnada Führer'i oyalayan Grumman çifte tuzakla Führer'i istediği oltaya takıveriyor. Scar müttefiklerini yanına topluyor, Al homunculuslar tarafından kaçırılıyor. Führer'in kaybını avantaja çevirmek isteyen Olivier ise arkasında beliren Father ile üç buçuk atıyor.

    Ed ile Winry'nin kavgası klişe bir romantik komedide yaşansaydı muhtemelen kavga ateşli bir öpüşme sahnesiyle sona ererdi. Sahne romantizme çok yaklaştıysa da komedi kısmında harika bir iş kotardı. Mustang ile Olivier'nin sahnesi de feci şekilde romans ve komedi içeriyordu. Hawkeye adamlarını topluyor, Mustang planını genişletiyor, Führer şimdilik safdışı kalıyor, Father olaya el atıyordu. Gelişmeler çok hızlı hızlı yaşandı ki haftaya izleyeceğimiz "sonun başlangıcı" için bu sürat az da olsa gerekliydi.

    Haftaya kızılca kıyamet kopacak. Son dönemece giriyoruz. Bunun 17 bölüm sürecek olması iştah kabartıyor. Daha şimdiden Al'ın kaçırılmasıyla bir yan konu oluştu bile. Yan konulardan daha çok göreceğiz çünkü 17 bölüm boyunca aksiyon yaşatacak kolpa serilerden biri değil FMA. Lakin nihayet seriden beklediğimiz epik bölümleri izleyebileceğiz. Bundan sonraki süreçte "en heyecanlı yerinde kestiler ya!" itirazlarına hazır olalım.

    Bu haftaki fotoğrafları başka bir siteden aldım. Eclipse'in sürümünü indirecekler için sağda görecekleri hareketli resim muhtemel tsunami tehlikesi için bir uyarı. "Bu ne ya?" demeyin, bölüm sonuna kadar orada duruyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi