• Dennou Coil - 4





    Daikoku City - Hacker Club


    Tamamı okulda geçen bölüm Yuuko Amasawa'nın karakter gelişiminde önemli bir yer tutuyor. Sınıfa adımını attığı gibi ilgi çeken bu kız aksi tutumu yüzünden Fumie ve Yuuko Okonogi ile muhtemel arkadaşlığını baltalarken sınıfın haşarı veledi Daichi'nin de net bir düşmanlığını kazanıyor. Daichi'nin Okonogi'ye "bannerlı" sataşmasını Fumie engellerken aynı saldırıya tahtadayken maruz kalan Amasawa elini bile kımıldatmadan cevap veriyor. Üstelik saldırıyı bertaraf etmekle kalmıyor, Daichi'ye kendi zehrinden tattırıyor.

    Bölüm aslında serinin geçtiği kentin adını da alarak bu kentte yapılabilecekleri anlatıyor. Amasawa ile Daichi çetesinin kapışmasında kullanılan teknikler hayal gücümüzü genişletiyor. Zararsız silahları kendi yanlarına koyup açtıkları portaldan Amasawa'ya saldıran Daichilerin kullandıkları bu strateji "daha ne olabilir" diye düşündürüyor. Amasawa'nınsa görünmez olup oturduğu yerden karşı taarruza geçmesi, Fumie'nin onun yerini bulmak ve ondan bilgi koparmak için verdiği uğraş bir anlamda Dennou Coil'in karakteristiklerini yansıtıyor.

    Fumie'nin güç bela koparttığı bilgi zerrecikleri ona ve büyükanneye manasız gelse de Yuuko'nun son anda bir şey hatırlamışçasına şaşırması gelecek bölüme bırakılan güzel bir bağlama olacak. Amasawa'nın kullandığı tüylü yaratıklardan birinin roketleri ısırdığı sahne güzel bir mizah aracıydı. İki Yuuko'nun dolapların orada karşılaşmalarında Amasawa'nın yaptığı tahminlerse kızın zekasını gösterirken Okonogi'nin geçmişine dair birtakım ipuçları içeriyor. Şimdilik konunun nereye gideceğini kestirmek imkansız olduğundan serinin gelişimini takip etmekte fayda var.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi