• Darker Than Black - Gaiden - 2





    2 sezon arasını anlatan OVAların ikincisi de nihayet geldi. İlk bölüme nazaran daha kararlı olduğu görünse de boşlukları doldurma konusunda çok ciddi bir adım atmadı. Yine de 2. sezonda bayağı rol kesen Madam Oreille'in seriye bağlanmasını sağlarken Yin'in de Izanami'ye dönüşmesinin ilk adımlarını attı. Şu sarı-mor saçlı eleman ve onun yanında gezen köpeğin içine girmiş yüklenicilerin misyonlarını da açıklasa güzel olabilirdi. Sanırım onlar da 3. OVA'ya kaldılar.

    Sürekli firarda olan ikilimiz Yin ve Hei bu kez yurt dışına kaçmak için arkadaşları Qin'den sahte pasaport için yardım isterler. Yin'in aklına daha iyi bir fikir gelir: Düşmanlarından kaçmak yerine onları tuzağa düşürmek. Bu fikri uygulamak için Qin piyasaya satılık kukla olduğuna dair bir dedikodu yayar. Alıcı fazla gecikmez. Abla ve yin-yang kafalı iki kardeşten oluşan bir çete Yin'i almak ister ama Yin onların asıl planını anlamakta gecikmez ve birkaç perdelik dövüş sahneleri başlar. Sarı-mor kafa bir yandan bu üçlüyle savaşmalarında Yin ve Hei'ye yardım ederken öte yandan da Madam Oreille'den talimatlar alır. Üç yeni karakter daha seriye katılır ve Yin'i son anda kurtarırlar. Amaçları kendilerine saklamak mıdır yoksa gerçekten Yin'e önem mi verirler şimdilik bilmeyiz.

    Bölümün animasyonu konu anlatımından bir adım önde. Özellikle sahte Yin'in Hei'nin boynuna sarıldığı sahnedeki kukla efekti ve Hei ile taş ötesi hatunun dövüştüğü sahnelerdeki "yere mıhlama" efektlerine bayıldım. Hele ki ikincisini Bones'un çıkartacağı bir korku animesinde çok büyük ihtimalle tekrar görebiliriz. DTB'nin karakteristiklerinden olan müzik kullanımıysa unutulmuş denecek kadar azdı. Sahneyi yarıp başrolü üstlenen melodilerden neredeyse hiç yoktu. Bir serinin OVAlarının bile beklenti oluşturması çok fena.

    3. OVA bu tempoyu korumayı başarabilirlerse Mayıs'ın son haftasında çıkacak. Jenerik sonrasından tahmin edildiği kadarıyla Yin'i kurtaran 3 karakter seriye iyice dahil olacak, sarı-mor kafalı yine arkadan işler çevirecek, İç İşleri Bakanlığı'nın çalışanlarından Youko Sawasaki'nin ninja kılıklı Mina Hazuki'yle tanışması 2. sezondan bildiklerimizin altını iyice dolduracak. O zamana kadar DTB'nin "acaba mı?" minvalinde türetilen 3. sezon dedikodularını okumakla yetineceğiz.

    3 Görüş:

    1. Yin no Piano6.05.2010 02:11

      Çok güzel bir yorum olmuş.Türkçe bloglarda DTB Gaiden ile ilgili okuduğum, bulduğum tek yazı sizinkisi, ki 1. ova'ya olan yorumunuzu bulduğumda da pek sevinmiştim.:)

      Yorumuma gelince öncelikle söylemeliyim ki o en son Yin'i, Ying/Yang kardeşlerin kalanından kurtaran kafası kel,gözbantlı kişi aslında yeni bir karakter değil, saçları kesik diye tanımamış olacaksınız, o kişi 1. sezonda Amber'in sağkolu misali gezen, bedeli haşlanmış yumurta yemek olan Amagiri idi.
      Gerçi izleyici Onu en son yanarak öldü sanarak bırakmıştı 1. sezonda, fakat yanık izleriyle falan kurtulmuş işte.:D
      Sanırım bizimkileri EPR'dan kalanlar kurtardı yani.

      Müzik konusunda biraz insafsız davranmışsınız sanki zira dövüş sahnelerini daha bir izlenesi kılan Karura's Flame gibi şarkılar çaldı ki Amagiri'nin geldiği sahnede ağıt misali çalan bir theme var(1. ova'da da yatak odası sahnesinde çalmıştı), fellik fellik onu arar oldum dinlediğimden beri:)
      O kadar eksik değildi bence müzikler.

      DTB'nin official sitesinde yeni, uzun bir fragman daha yayınlandı.Görünen o ki bizim sarı saçlı, mor meçli yeni yüklenici Claude'u Izanami(yani Yin'in gardiyan ruhu) öldürecek.
      Fragmanın başındaki Hei ve Izanami konuşmaları muhteşem özellikle, sabırsızlıkla bekliyorum.
      Ayrıca Amagiri'nin olaya neden dahil olduğunu çok merak ediyorum.
      İlk sezondan Onu bile özlemişim.
      Ayrıca göz bantlı, dazlak Amagiri eskisinden daha karizmatik olmuş sanki.^^

      YanıtlaSil
    2. Doğru tabii, 1. sezon o kadar geride kalmış ki kimsecikleri hatırlamaz olmuşum. Yazarken de hiç kontrol etme gereği duymamışım, düzeltme için teşekkürler. Yumurta deyince birden hatırladım o karakteri. Beyaz bir ceket içindeydi ama yanlışım yoksa -ki büyük ihtimalle var- 1. sezonda da çok az rol almıştı.

      Müziklerde ilk sezon Yoko ile çalışıldığı için 2. sezonda beklentilerim daha da artmıştı lakin aklımda hangi müzik kaldı deseler bir tek son veya bir önceki bölümde tankların geldiği sahnede çalan sert ve tür olarak technoya yakın melodiyi söyleyebilirim. Diyorum ya bir serinin OVAlarının bile beklenti oluşturması çok fena ama DTB'yi böyle bir seri olduğu için seviyoruz zaten değil mi? :)

      YanıtlaSil
    3. Yin No Piano7.05.2010 06:32

      Aslında 1. sezon kafi miktarda görünüyordu Amagiri (Amber'in olduğu her bölümde vardı mesela) ama pek etki bırakan bir karakter değildi.EPR'da Amber'in sağkolu olmasına rağmen onu tek özel kılan tarafı haşlanmış yumurta bedeliydi sanırım.:)
      Fakat saçlar gidince, hafif yanık izleriyle daha bir hakettiği karizmaya bürünmüş Amagiri bence.:)

      Gerçekten 1. sezon Yoko Kanno gibi bir isim vardı kolay değil onu geçmek, bir in no piano, bir Kuro, bir deadly work, tsukiakari gibi şarkıların yeri elbette dolamadı 2. sezon.
      Yine de müzik konusunda 2. sezondaki kişi de yabana atılır cinsden değil;Ishii Yasushi.
      Hellsing'in de o muhteşem müziklerini yapmıştı bu adam, DTB'de daha elektronik ağırlıklı gitmiş, özellikle dövüş, kaçış sahnelerine çok yakışmış o prodigy şarkılarına benzeyen müzikler. Ama bu sefer de Yoko'nun o asil, o klasik ve duygulu müziklerini özledik, ah keşke güçlerini birleştirselermiş, öyle tadından yenmez bir şey olurmuş.:)

      Cidden DTB öyle bir seri ki, OVA'ları dahi büyük beklentiler içine sokuyor.:)
      Ama bu Ova'lardan büyük şeyler beklemek bizim hakkımız, 2. sezonun diyeti bu Ova'lar:P

      YanıtlaSil

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi