• Sora No Oto - 8





    Phone Duty - We Have an Emergency


    Çok enteresan bir bölüm. Aslında fevkalade filler bir bölüm. 20 dakika boyunca Kanata'nın çalması muhtemel bir telefona bakmasını izliyoruz. Arkadaşları da tek tek binayı terk edince tek başına kalan Kanata hayatında daha önce hiç görüşme gerçekleştirmediği telefonla kalıveriyor. Bütün bir bölüm bundan ibaret. Arada gelen peder ve çocukların olduğu sahnelerle finaldeki Noel'in tuvalet çıkışı bir parça mizah katıyor ama onun dışında sineğin yağından bile çıkmayacak kadar boş bir bölüm izliyoruz. Serinin 12 bölüm olacağı da bu hafta içinde açıklanıyor. Heba edilmeyecek kadar değerli bölümleri böyle harcamak benim tuhafıma gidiyor.

    Evet, serinin 12 bölüm olacağı açıklandı. ANN ve Anidb'de yazılı olarak geçtiğine göre bu bilgi %90 ihtimalle doğrulanacak. Açıkçası hayal kırıklığına uğradığımı söyleyebilirim. Şimdiye kadarki bölümler neticesinde dopdolu bir seri bulacağımızı zannetmiştim. 12 bölüm bunların birçoğunu kapsamayacaktır. Hele ki bizi alıştırdıkları bu dingin tempoyu kalan 4 bölümde nasıl aceleye getirmeden ayarlayacaklarını şüpheyle bekliyorum. Yani sen git detaya bu kadar önem veren metaforik bir seri başlangıcı yap, sonra 12 bölümde bitireceğini açıkla. 12 bölüm de kabul ama o zaman böyle filler bölümlerin işi var mı? Kanata etek giyerse nasıl görünür, çişini tutarak telefonun başından ayrılmazken ne kadar komiktir... Bölüm bunlardan ibaret olunca üzülüyorum haliyle. Belki 2. sezon çekilecektir de bu seri sadece ısındırma amaçlıdır. İnanmak istiyor insan.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi