• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 42





    The Signs of a Counterattack


    Ed'siz geçen nadir bölümlerden biri daha. Yanlışım yoksa hiç görmedik bu kez. Onun yerine parçalara ayrılmış Al'ı görmek ilginçti. Başlangıçta May Chang ile Doktor Marcoh'un "Gerçek"i bulma çalışmaları hızlı geçilmiş gibime geldi. Bölümler artık ufak detayları pas geçen bir konuma geldiler, bu da açıkçası beni biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Bu seferki FMA galiba nihai FMA olacak ki mangadan alabildikleri kadarını almaya çalışıyorlar. Yine de ortaya çıkan sonuç hiç de yabana atılacak türden değil.

    Hohenheim'a daha çok süre tanınmasına seviniyorum. Pride ile karşılaşmasında gösterdiği metanet ve açıkladığı savaş ilanı gelecek bölümlerin heyecan dozunu bir kat daha arttırdı. Father'a Pride üzerinden verdiği gözdağı da serideki iyiler tarafını tutan bizler için fevkalade gaz vericiydi. Briggs cephesinde yeni gelişmeler de yaşandı. Kimblee'nin ayartması sonucu surlara dayanan Drachma askerleri aslında Father'ın planında birer piyon olduklarının farkında bile değillerdi. Asla da fark edemeyeceklerdir. Daha çok kurban verdirecek savaşlar tezgahlayarak amacına ulaşmayı hedefleyen Father şimdilik istediklerini aldı gibi. Tünelleri bitiren Sloth ve kurbanları organize eden Kimblee sayesinde Father'ın azametli dönüşüm çemberi tamamlandı sayılır.

    Gelecek bölümle birlikte serideki gerçek savaşın başlayacağı söyleniyor. Bu da Hohenheim, Ed, Al, Chang May, Armstronglar ve hatta Scar'ın karşısında yer alacak Homunculusları ve Father'ı kapsayacaktır. Lust, Gluttony ve Greed'e saygı duruşunda bulunan bölüm Envy, Sloth, Pride ve Father'ı ekrana taşıyarak kötüler tarafını bir güzel takdim de etti. Çok yakın zamanda FMA: Brotherhood'un birkaç bölüm sürecek epik bölümlerine hazır olmalıyız diye düşünüyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi