• Cobra The Animation - 5




    The Legend Of The Wandering Beauties

    Johnny adlı arkadaşının ortadan kaybolması üzerine Cobra durumu araştırmaya başlar. Arkadaşının Baron adasının civarında bulunan bir hazinenin peşinde olduğunu öğrenen Cobra, adaya gitmek için bir bot kiralamak ister ama balıkçılar o bölgenin lanetli olduğunu düşündüklerinden buna yanaşmazlar. İçlerinden bir tanesi istisnai bir şekilde, birazda böbürlenerek Cobra’nın teklifini kabul eder. Araştırmasına devam eden
    Cobra arkadaşının takıldığı bir bara gittiğinde barmen Johnny’nin bıraktığı bir kaseti kendisine verir. Barmen kaset dışında Cobra’ya neler olup bittiği konusunda da açıklamalar yaparak hikayede bilmediğimiz noktaların bir kısmını ifşa eder. Barda aynı zamanda Ellis Llyod isimli bir tarih öğrencisiyle tanışır. Bu bölümdeki seksi kadın rolünü üstlenecek olan Ellis’de olaya dahil olur ve beraberce lanetli Baron adasına giderler.

    Bir önceki dört bölümlük maceranın aksine bu macera tek bölümde bitirilerek çerezlik durumuna sokulmuş. Tek bölümlük olması hazine, lanet gibi kavramların detaylı bir şekilde işlenmemesine sebep olmuş. Halbuki bu gibi kavramların altı ne kadar iyi doldurulursa ağzımızda bıraktığı tat da o kadar kalıcı oluyor. Vaziyeti düşmanın kimliği ile ilgili şaşırtmaca ile kurtarmaya çalışmışsalar da bölüm kokusu güzel ama uçucu bir parfüm olmaktan kurtulamamış.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi