• Full Metal Panic - 19




    Engaging Six and Seven

    Bölüm genel olarak Kaneme, Tessa ve Mao’nun hamam sefası üzerine kuruluydu. Üç bayan bir araya gelince ne yapar sorusunun cevabı bize gösterilmiş oldu. Cevap tek kelimeyle dedikodu!

    Hamam sefası sırasında Kaneme ve Tessa, Sousuke’nin geçmişini merak edince Mao, Sousuke ve Weber ile tanışma hikâyelerini şakımaya başlar. Hikaye, Mao’nun takımı için eğitim kampından iki asker seçmesi gerektiği sözleriyle başlar. Kampta ilk olarak Weber ile tanışan Mao, ondan tecavüzcü coşkun tavırları nedeniyle hoşlanmamıştır. Hatta bir depo sahnesinde üstüne atlamaya çalışan Weber’i sağ kroşe ile iki seksen yere uzattığına şahit oluruz. Daha sonra aslında seçilecek aday askerlerin listesinde adı olmamasına rağmen istatistiklerinden etkilendiği Sousuke ile tanışır. Tam o sıralarda bir rehine olayı patlak verir ve bla bla bla… Gerisini biliyoruzdur.

    Serinin sonuna yaklaşırken tempo iyice düştü. Sanırım görebileceğimiz en dip noktaydı bu bölüm. Kalan bölümlerde özellikle ilk bölümlerde ağzımıza çalınan kara teknoloji hakkında doyurucu bilgiler verip seriyi daha bir anlamlandırmalarını beklemekteyim. Cevap bekleyen çok soru hala ortada durmaktadır. Kara teknoloji kimler tarafından yaratıldı? nasıl yok edildi? Kaneme aslında kim? Yahut bu teknoloji ile ilgili bilgiler neden onda var? Gibisinden üretebileceğimiz birçok soru var.



    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi