• Full Metal Panic - 18



    Deep Sea Party

    Bir önceki bölümde akıbetini merak ettiğimiz Gauln, bir yandan ayağınızı denk alın edası takınırken bir yandan da bizi selamlayarak bölüm açılışını yaptı.

    Gauln boş durmazken, Kaname ve Sousuke birbirlerini yemekle meşguldürler. Okulda düzenlenecek güvenlik temalı festival için kale kapısı gibi bir kapı yaparak tahammül sınırlarını zorlayan Sousuke’nin, Kaneme tarafından balık fıçısı gibi yere fırlatılması görülmeye değerdi. Daha sonrasında ise Sousuke tarafından adaya davet edilen Kaneme’nin sinirleri alınmış biftek tadında yumuşaması sanki dengeyi tekrar kurma çabası gibiydi.

    Tessa ve Kaname’nin tekrar buluşmaları zorlama bir duygusallık taşıyordu. Bölüm içerisinde gerçekten sırıtan, hikayenin genel gidişatına da aykırı bir durumdu. Birkaç bölümdür zaten alttan alta Tessa’nın Sousuke’ye olan ilgisi işlenirken, en büyük rakibi olması gereken Kaneme ile sıkı fıkı olmaları bana göre tezatlık içeriyordu. Bölüm çok fazla aksiyona sahne olmasa da fırtına öncesi sessizlik gibi bir durum söz konusuydu. Sonraki bölümde bolca aksiyon göreceğimizi tahmin etmekteyim.



    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi