• Aoi Bungaku - 12





    Hell Screen


    Ve maalesef son bölüme geldik. Bu sene izlediğim en güçlü seri olan Aoi Bungaku her bölümü bir öncekinden farklı yapısıyla kalbimi fethetmeyi başardı. Aynı hikâyenin bölümleri arasında bile var olan farklılıklar seriyi gerçekten çok üst sıralara taşımayı bildi. Yetişkinlere özel içeriğini yine yetişkinlere özel bir animasyonla harmanladı ve harika müzik kullanımıyla da görselliğin dibine vurdu. 2009'da "kaçırırsan üzülürsün" sıfatını hak edecek iki yapım var: Biri Tokyo Magnitude 8.0, diğeri Aoi Bungaku.

    Son bölümün de yönetmeni Ishizuka Atsuko bu sefer yazarın son eserini animeye uyarlamış. Akutagawa'nın bu romandan sonra intihar ettiği bilgisini bölüm başında alıyor ve kendimizi bu bilgiye göre konumlandırıyoruz. Yoshihide isimli bir ressamın son eserini konu alan bölümün finali de bu hikâyeyi yazdıktan sona intihar eden yazarın hayatıyla paralel sayılabilir.

    Çizdiği resim kral tarafından çok beğenilen Yoshihide'ye son bir iş daha verilir: Kralın öldükten sonra mezarını yaptıracağı kubbeye ülkesinin, dünyanın ve insanlığın resmini çizecektir. Bu sayede öldükten sonra bile etrafındaki insan figürlerinin ortasına gömülecek kral da hükümdarlığını sürdürecek ve bir bakıma ölümsüzlüğe erişecektir. Yoshihide bu teklifi kabul eder fakat onun gördüğü dünya kralınkinden farklıdır. Kral için öldükten sonra ulaşılacak bir cennet gibi görülebilecek bu kubbeyi cehenneme çevirir. Izdırap içindeki insanları ve kralın yaptığı zulümleri çizen Yoshihide yine de eserini yeterli bulmaz. Tam da bu noktada hikâyenin en can alıcı isteğinde bulunan Yoshihide cehennemin resmini yapabilmek için cehennemi kendi gözleriyle görmeyi ister.

    Önceki bölümün formatını hiç bozmayan Ishizuka Atsuko yine aynı kralı karşımıza getiriyor. Spider's Thread'de barbar Kandata karşısında izlediğimiz kral burada gerçek yüzünü bizlere belli ediyor. Verdiği parti sırasında can çekişen halkı fazla ses yapıyor diye kellerinin vurulmasını isteyen kral aslında Kandata'dan çok da farklı değil. Kandata'nın aksine elinde bir güç bulunduruyor ve bu gücü kendi keyfi doğrultusunda kötüye kullanıyor. Spider's Thread'de tek bir diyalog kafama yatmamıştı ama bu bölümle o da netliğe kavuştu. İnfazından hemen önce krala "sanki sen çok farklısın" mealinde bir laf atan Kandata aslında kralın değişik bir versiyonu. Kralın gerçek yüzü bu bölümde ortaya çıkıyor, o da Kandata'dan çok farklı değil.

    İki apayrı hikâye nasıl 22 dakikaya sığdırılabilir? Aoi Bungaku'da her şey mümkündür'ün kanıtı ve bu sorunun cevabı bu iki bölümde bulunuyor. İki hikâye ama tek bir arka plan. Kral-Yoshihide-Kandata üçgeni her iki bölümde de mevcut. Spider's Thread'in sonunda gördüğümüz Yoshihide Hell Screen'de baş rolde. İlk bölümde hak ettiği cehenneme kavuşan Kandata'nın yerini, ikinci bölümde hak etmediği cehenneme ulaşmak isteyen Yoshihide almış durumda. Kralsa her iki bölümde de Azrail rolünde ama 1. bölümde adil, 2. bölümde haksız. Aoi Bungaku farkı bu olsa gerek.

    Edebiyatla ilgiliyseniz, yetişkinlere özel yapımlar sizi cezbediyorsa, izlediğiniz bir animenin sizi düşündürmesine ve anlamadığınız yerleri çözmeye zorlamasına meraklıysanız Aoi Bungaku'yu kaçırmayın. "Güçlü" bir anime izlemek istiyorsanız da Aoi Bungaku'yu kaçırmayın. Böyle animeler en iyi ihtimalle 2-3 yılda bir geliyor. Yayınlanmış başka serilere blogda yer vermeyi düşünüyordum ama bu seriden sonra açıkçası pek hevesim kalmadı. Çıtayı bu kadar yukarı çektikten sonra diğer yapımlara uyum sağlamam zor olabilir. En azından No Longer Human'ın filminin gelecek olması benim için bir teselli.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi