• Aoi Bungaku - 11





    The Spider's Thread


    Japon kısa hikâyelerinin babası olarak bilinen Ryūnosuke Akutagawa'nın iki öyküsüyle bu senenin en olgun serisi sona eriyor. 1918 yılında yazılan The Spider's Thread (Kumo no Ito) bu hikâyelerin ilki. Daha önce Monster'da çalışmış olan Ishizuka Atsuko, ilk yönetmenlik deneyimi olan bu öykünün tüm departmanlarını üstlenmiş. Storyboard'tan tutun senaryoya kadar. Japon edebiyatının klasiklerini tanıtan Aoi Bungaku'nun içinde Ryūnosuke Akutagawa nasıl Dazai'ye, Sakaguchi'ye ve Natsume'ye oranla daha "yeni yetme" sayılıyorsa Ishizuka Atsuko da anime dünyasında yönetmen koltuğu için "yeni yetme" sayılabilir. Velakin bu seride paspas yapan adam bile dünyanın en iyi paspasçısı olabilir. Atsuko da diğer yönetmenler gibi harika bir performans çıkarmayı başarmış.

    Hikâyemiz aslında konu olarak fazla geniş ve kapsamlı sayılmaz. Kendisine Lord ünvanı biçmiş Kandata isimli bir psikopatın önüne geleni öldürmesi ve krala bulaşması sonucunda idamına karar verilmesi şeklinde özetlenebilir. Aslında bölümün en azından yarısı bizim için pek ilgi çekici değil. Kandata asıyor, kesiyor, biçiyor, doğruyor. Kralın idam emrinden sonra asıl bölüm başlıyor. Bu andan itibaren Kandata cehennemi deneyimliyor. Doğrusu ben yönetmenin (ya da yazarın) cehennem tasvirlerine bayıldım. Beklenmedik derecede renkli yaratılan atmosfer insanı başta şaşırtsa da yönetmenin çok sık değiştirdiği görsel tercihler izleyicinin takibini zorlaştırıp kaos ortamını daha da iyi hissetmesini sağlıyor. Cehennemle ilgili yaygın düşüncelerden biri olan "tekrarlama" vukuatına da yer veren yönetmen, Kandata'yı birçok kereler kendisine öldürtüyor.

    Bölümün adının geldiği örümcekse Kandata'nın izlediğimiz yaşamında canını bağışladığı tek canlı. Ne ironik ki cehennemden kaçabilmek için Kandata'nın tek şansı da yine bu örümceğin ağıyla sembolize ediliyor ama Kandata öldürdüğü insanlara bir kez daha acımayarak içindeki kötülüğü açığa vuruyor ve kendini sonsuza dek cehennemde kalmaya mahkum ediyor. Kaynak metnin kendisi çok kısa olduğundan bölümün de şimdiye kadarki yapımlardan farklı olarak 22 dakikalık anlatımı izleyiciyi doyurmaya yetiyor. The Spider's Thread animasyon dalında bana göre serinin içindeki en iyi bölüm sayılabilir. Aoi Bungaku'nun alametifarikası bu sanırım. Her hikâye, her bölüm diğerlerinden bir özelliğiyle farklı olabilmeyi başarıyor ve bu sayede ortaya unutulmaz bir seri çıkıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

    Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi