• Darker Than Black: Ryuusei no Gemini - 6





    The Smell is Sweet, the Heart is Bitter..
    .

    Bir bölümlük aradan sonra yeniden seride önemli rol çizeceğini düşündüğümüz karakterlerin kıyımına başlandı. Bu seferki kurbansa geçen bölümde çıkan Norio'nun annesi Michiru idi. Gerçi o sahnede Michiru'yu Suou mu öldürdü pek emin değilim. Arada beliren Yin'in hayaletinin de işin içinde parmağı olabilir. Beklendiği üzere Izanami denen "şey"in Yin olduğu anlaşıldı. Izanami'yi vurması için emir verdiği Suou'yu durdururken Hei'nin tepkisi görülmeye değerdi.

    Bölüm gerçek bir DTB bölümü sayılabilir. Aksiyonun mükemmel olmasının yanında, tam durulacak derken yeniden başlaması DTB'nin kendine has özelliklerinden biri. Hei'nin Shizume ile kapışması sırasında Shizume'nin yüklenici özelliklerini görme şansına eriştik. Bir nevi transformes olan Shizume belli ki gerçek bir Hei'ye karşı fazla tutunamaz ama Hei şimdilik güçlerinden mahrum.

    Gerçek bir DTB bölümü sayılması sadece aksiyondan mütevellit değil elbette. Annesini kaybeden Norio'nun tepkisi bize çok yabancı gelmedi. Suou da Hei'ye karşı böyle kin kusmuştu. Fakat bu sefer kin kusulan kişinin Suou olması DTB'nin özelliklerinden biri. Küçük kız artık tam anlamıyla bir yüklenici olmaya çok yakın. Hiçbir zaman July gibi tepkisiz bir meşe olamaz belki ama Suou da artık silahını öldürmek için çıkartıyor. Mamafih bölümün sonunda Hei'nin ona verdiği emir tüm dengeleri tersine çevirecek gibi görünüyor.

    Bir de not: Serinin resmi web sitesinde duyurulduğu üzere 23 Aralık'ta bir OVA bizi bekliyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi