• Guin Saga - 24





    The Last Day Of The Mongaul


    Adından da anlaşılacağı üzere Mongol İmparatorluğu'nun çöküşünün anlatıldığı bölüm her dalının döküldüğü bir ağacın hikayesini anlatıyor. Savaşın başlayacağı gün masa başında can veren kralın ardından cenk meydanında aldıkları haberle geri çekilmeye karar veren Mongol ordularının da dört bir yandan kıskıvrak kuşatılmalarını ve Amnelis'in yakalanıp savaş esiri niyetine tutulmasını içeren bölüm, Guin'in kimliği hakkında birtakım ipuçlarıyla aydınlandığımız sahneleri de barındırıyor.

    Serinin ortalarındaki 3 bölüm kadar süren unutulmaz savaştan sonra şimdi tam bir orta-dünya savaşı tadında geçmesini beklediğim bu savaşın neredeyse hiçbir çarpışma yaşanmadan sonlandırılmasına bir anlam veremiyorum. Bölgesel sayılabilecek öteki savaştan sonra bu seferkinin en az 2 bölüm sürmesini beklerdim ama onun yerine 2-3 dakikada şipşak bitirilip oldu bittiye getirilmiş gibi oldu. Böylesi istikrarsız bir yapım kadrosu yüzünden Guin Saga, adının getirdiği destansı özellikleri en azından bir anime olarak karşılayamamış olacak.

    RAW medya üzerinden finali izlemiş olanlar "Epik bir kapanış!" gibi yorumlarla iştahımı kabartadursunlar, ben yine de bu seriden umduğunu bulamamış bir seyirci olarak ayrılacağım. Bu kadar dağınık bir anlatımla -muhtemelen- çekilecek 2. sezonu da seyretmek için ayılıp bayılmayacağım.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi