• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 21





    The Fool's Progress


    Geçen hafta verilen ara FMA: Brotherhood'a yaramış. Bomba gibi dönüyor seri, üstelik ilk seriden tamamen ayrıldığını da artık bu bölümle ispat etme uğraşında. Ling'in ilk seride var olduğunu bile hatırlamazken Brotherhood'da bu kadar aktif rol üstlendiğini görmek şaşırtıcı. Führer olan kapışmaları bir sonraki bölümde önemli bir pay alacaktır. Mustang ve ekibinin de bize bu kadar tanıtıldığını hatırlamıyorum. Çoğunlukla kardeşlerin arasında geçen bir seriyken FMA, şimdi geldiği noktada her karaktere olabildiğince eşit süre vermeye çalışıp mangayla başlayan projeyi homojen bir yapıda aktarmakla uğraşıyor Brotherhood. Aslında bu açıdan ilk seriye nazaran çok büyük artılar topladığını söylemek yanlış olmaz.

    Brotherhood'un en büyük başarısı bir bölümde hiçbir şey yapmıyorsa bile konuyu pek çok açıdan geliştiriyor olması. Al'ın bedenini geri getirme planları atıldığında aklıma gelen "ya beden çürümüşse" fikrini bu bölümde ele almaları, Transmutasyon sırasında Al'ın bedeninin Ed ile birleşmiş olabileceği ihtimali, Führer'in Homunculi tayfasıyla olan bağının Mustang ve ekibi tarafından aydınlatılması, Scar'ın ortaya çıkışını kendi lehine kullanan Ed'in köy meydanında yaptıkları vs. vs. İşte böyle uzuyor bir bölüm-cükte yapılanlar. Brotherhood bu stratejiyle seyirciyi aksiyonsuz bölümlerde bile pür dikkat izlemeye sevk ediyor.

    Son dönemece giren serinin artık bundan sonra coşacağını, sonbahar ayına damgasını vuracağını düşünüyorum. Bol bol aksiyon, her hafta merak içinde bıraktıracak finaller, mangayı okumamış benim gibileri sürekli fikir teatilerine sokacak bölümler, tahminler, sallamalar, istekler, hayal kırıklıkları vs. Brotherhood kendi çizgisini bol kanlı, entrika dolu, satır aralarını yakalamak zorunda bırakan senaryosunu sergilediği bölümlerle belli etmişti. Kesinlikle çocuklara uygun olmayan seri olgun seyirciler içinse bulunmaz bir nimet gibi görünmeye başladı.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi