• Dogs: Stray Dogs Howling in the Dark - 4



    Stray Dogs Howling in the Dark

    OVAnın son bölümü tahmin edildiği üzere kalan son karaktere, yani Heine'ye ayrılmış. Diğerlerine nazaran daha serseri ve tek tabanca takılan Heine sokaktan geçerken bir kıza kötü davranılmasını kabullenemeyip kızı tartaklayan iki zibidiyi marizler. Aslında hiç umursamadan yanlarından geçip gidecekken kızın kanatlarının olduğunu görmesi onun fikrini değiştirmiştir. İlk bakışta umursamaz, sonrasındaysa yardımsever bir profil çizen kahramanımız nihayetinde hepi topu kendi türünden birini bulmuş ve onu korumak istemiştir.



    Ben bu bölümün çizimlerini hiç beğenmedim. 3. bölüm de amatör çizimlere sahne olmuştu ama bu bölümde gerçekten kötü çizimler var. Karakterlerin özellikle yüz detaylarına çok az önem verilmiş. Bazı sahnelerde suratlar tam seçilemiyor bile. Çizimler şöyle dursun senaryo da çok eksikti. Şimdiye kadarki bölümler karakterlerin şimdiki halleri ve gelecekleri hakkında bilgiler verirken en çok da geçmişlerini bizlere sunmakta gayet tutarlıydılar ama Heine'nin ne mene bir adam olduğunu anlamakta zorluk çektim. Kurtardığı Nill'in mutantlığını anlatırken araya giren fuzuli sahnelerdeki kırmızı gözlü çocuklardan biri bizim Heine de. Bu cümle gibi bölüm de çok devrik. İçinde boğuluyoruz.



    OVAnın finaliyle bir anime serisi geleceği de garantilenmiş oldu. Mangasıyla kendine bu kadar hayran edinmiş bir yapımın seriye dönüşeceği belliydi ama bu demek değil ki OVAsı böyle bir ön hazırlık misali yapılmış olsun. Dört bölümün dördü de dört alelade karakterin yaşamlarını anlatmada başarılı sayılabilir. Son bölümü biraz ayrı tutarsam OVAyı beğendiğimi söyleyebilirim. Kısa, öz, etkili ve kendine izlettiren bölümler seriyi beklerken mangaya daha çok okur kazandırabilir. Keşke son bölümdeki Nill-Heine ilişkisi üzerinde biraz daha durulabilseydi de bölüm içindeki Matrix hareketli aksiyon sahneleri oraya "ben yaptım oldu" kolaycılığında kondurulmuş gibi gözükmeseydi.



    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi