• Shangri-La - 12





    Creation of Mutable Elements

    Seride elhamdülillah (doğru yazdım galiba) ilerleme kaydedildi. Önceki enteresan karakter gelişimi bölümünden sonra şimdi de Atlas-Kuniko ikilisinden bir etkileşim doğacağı üzerine bilgiler aldık. Bununla kalmayıp Ryoko'nun monarşik yönetimine tanık olurken Momoko'nun eski bir dostun yardımıyla kaçışına tanıklık ettik. Kısacası pek çok olayı seri bir şekilde aktarmayı seçen bölüm bir anlamda önceki bölümlerin eksiklerini de tamamlamış oldu. Tabii bu kadar hızlı gerçekleştirilen ilerlemeler her zaman dezavantaj oluyor.

    Bu serinin ilerleyişinden aslında hiç de memnun değilim. Bana çok garip gelen bir düsturu var ki 10 bölüm konu anlatıp 1 bölüm tek karakter gelişimine yoğunlaştıktan sonra yeni bölümde de 3-4 ayrı karakter setini incelemeye soyunuyor. Ne zaman ne geleceği konusunda hiçbir fikir yürütemiyoruz. Bir sonraki bölümde Atlas ile ilgili çok feci aksiyon göreceğiz. Artık zamanı da gelmişti. Gelecek bölümde nefis bir aksiyon olacağını öğrendiğim için şimdilik bu seriye biraz daha süre vermeyi uygun görüyor ve eleştiri oklarımı şimdilik kılıflarına sokmayı tercih ediyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi