• Guin Saga - 12





    New Destiny

    Savaş sonrası dinlenme bölümlerinde Guin-Rinda-Remus-Istavan-Suni beşlimizin süreleri düşerken Aldo Naris'in ve Amnelis'in süreleri iyiden iyiye arttı. Kraliyetler arasındaki ilişkiler, taht kavgaları, masa başı tezgahları falan derken bu seri savaş alanındaki aksiyona takılı kalmayıp hanedanlıkların doğasını da inceleyeceğini gösteriyor.

    Remus'a görünen kurukafa ilerleyen dönemde bu toy dimağı biraz bulandırıp farklı taraflara çekecek gibi. Bu kurukafayı savaş sırasında Amnelis'in yanında da görmüştük. Muhtemelen ölmediği gibi şimdiden akıl oyunların başladı. Öte yandan iki bölümdür başrolde olan Aldo Naris ilk defa kalabalık önüne çıktı ve endamıyla Amnelis'in aklını başından almayı başardı. O andaki utanma sahneleri gerçekten iyi kotarılmıştı. Naris'in de sadece görüntüden ibaret olmadığını, kıvrak bir zekaya sahip bir kumandan olduğunu anında karar değiştirmesiyle öğrenmiş olduk.

    Bu seri çoktan kendi ayakları üstünde durabileceğini kanıtladı. O sebeple artık arkamıza yaslanıp izlemek, keyfini çıkarmak, Guin Saga evreninden bize yansıyacakları takip etmektir bize düşen vazife.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi