• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 16





    The Footsteps of a War Comrade

    Merkez kente dönüş yapan kardeşler ve Winry ilk iş olarak soluğu Hughes'un yanında almak isterler ama henüz vahim olaydan haberleri olmadığı için etrafta mal mal dolanırlar. Çok geçmeden Hughes'un başına gelenleri öğrendiklerindeyse neredeyse tüm bölüm bir tribal enfeksiyon halinde yayılır. Bir muslukları açma, bir suçu kendinde arama olsun ne ararsanız bulabileceğiniz bir melodram bölümüdür.

    Bölüm sadece peçete-gözyaşı düzleminde geçmez. Ordu içine sızan Envy burada bilgi toplamakta, Lust ise Mustang'ın ekibinden bir delikanlıyı, Jean'ı kendine aşık etme faaliyetlerine girişmiştir. Homunculus tayfasının artan çalışmaları ilerleyen bölümlerde dostlarımızın başına çok işler açacağa benzemektedir. Ülkeye kaçak girdiği anlaşılan Ling ise muhafızlar tarafından kolundan sürüklenerek götürülür. Akıbetinin ne olacağını henüz bilmemekteyiz.

    Serinin 26 bölüm olacağını ön görürsek temposunun iyi ayarlandığını söyleyebilirim. Bu sefer kardeşlerin sürekli simya patlattıkları ve 2-3 bölüm süren dövüşlü sekanslar yerine daha sıkıştırılmış bir anlatımla karşı karşıyayız. Açıkçası ilk serideki o naif macera ruhu bu seride yok ama bunu bir handikap olarak görmek yerine geri kalan 10 bölümün tadını çıkarmak ve Brotherhood'u da olduğu gibi kabul etmek gerektiğini düşünüyorum.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi