• Fullmetal Alchemist: Brotherhood - 15





    Messenger from the East

    Scar ile Silver Simyagerin kapışmasıyla açılan yeni bölümün aslında ilk sürprizi değişen açılış parçası. Açıkçası ben hem yeni açılışı hem de yeni kapanışı beğenmedim fakat eski OP Again'in kaldırılması beni fena yaraladı. Bahar sezonunun en iyi OP'si olarak bulduğum bu şarkıyı bir daha bölüm başında izleyemeyecek olmak biraz canımı sıktı. Lakin yeni OP ise gelecek bölümlerde çıkacaklar hakkında ipuçları vererek heyecanı arttırmayı başardı.

    Bu bölüm konu inşası anlamında fevkalade doluydu. Scar'ın yanına gelen şifa uzmanı küçük kız May Chang büyük adamın terslemelerine rağmen kabiliyetini hemen göstererek sempati kazanmayı bildi. Bu kızın kafasında çizdiği Edward resmi ise bölümün en komik anlarından biriydi. Mustang ve ekibinin Merkez Kent'e gelmesi ve soruşturmalara hız vermesiyse meyvelerini vermeye başladı ve serinin en zevkli karakterlerinden biri olan Barry The Chopper'ı kıskıvrak yakalayıp Hughes'un cinayetini aydınlatmak için sorularla onu terlettiler. Bölümün doluluğundan bahsettiğimden kelli bölüm içindeki yeni bir konu da Elric biraderlerin Winry'nin yanına gelişleri ve burada dolaşırlarken Çin (Xing) Prensi Ling Yao ile tanışmalarıydı. Felsefe Taşı'nı arayan bu genç adamın yanındaki iki ninja ile kardeşlerin kapışması da seriye yeni girecek karakterlerin müjdeleyecisi oldu.

    Velhasıl seriyle ilgili en önemli gelişme Alphonse'un artık çember çizmeden simya yapabilmesiydi. Ed'in hafif kıskançlıklarına rağmen Al'ın bu mertebeye nasıl eriştiğini pek net göremedik. OP/ED değişiminin gelmesi serinin uzunluğu hakkında da bir fikir verebilir. Genelde tam ortalarda yapılan bu değişiklik FMA Brotherhood'un da sanki 30 bölüm civarlarında dolaşacağına delalet ediyor. Bekleyip göreceğiz artık.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi