• Shangri-La - 9





    Revelation of the Sun and Moon


    Hmm, işler biraz değişti. Gıdım gıdım ilerlemesine rağmen bir sürü farklı konuyu aynı bölümlerde vermeye devam eden Shangri-La sonunda bu dağınık yapısını biraz biraz birleştirmeye başladı. MEDUSA olayının bir benzerini Ryoko'nun önderliğinde görmüş olduk. Küçük çocukların havuza atılması ve görülmeyen bir ruhun karnını doyurması enteresandı. O ruhun kehanetlerine ihtiyacı olan Ryoko'nun bu kadar zalim olması beklendik bir durum. Gerçi MEDUSA'nın enerjisini o çocuktan aldığını düşünmedim değil ama yaratığın farklı biri tarafından kontrol altına alınmış olması bu fikrimden caymamı sağladı.

    Kuniko, Tomoka ve Momoko kaçtılar hapisten ama firar esnasında onları kötü bir sürpriz bekliyordu. Mikuni'nin güneşe çıkamadığını geçen bölümde anlamıştık ama bu bölümde adeta bir yem gibi kullanılışına tanık olduk. İşe de yaradı ve Momoko bu yeme düştü. Az kaldı Kuniko da düşecekti fakat onun için başka bir sürpriz hazırlanmıştı. Momoko'yu kaybetmenin acısını henüz tam olarak idrak edememişken hapisane arkadaşlarının hazin sonlarına tanıklık etmek zorunda kaldı. O dramatik yapıyı henüz tam oturtamamış olsalar da böyle çabalar takdir edilmeyi hak ediyor.

    Seride epey bir cinsellik mevcut. Ecchi tarzında veya Hentai açıklığında değil tabii. Geçen bölümde gardiyanlara pas veren mahkumları görmüştük. Ryoko gibi bir soğuk nevalenin varlığından zaten haberdardık ama bu sefer de Mikuni'nin yardımcısı olan hatunun sado-mazo takıldığını öğrendik. Transseksüel Momoko ile kapışmaları gerçekten de enteresandı. Geçmişini az çok tahmin edebildiğimiz Tomoka da bu cinsel yelpazede kendine bir yer buluyor. Serinin çizimleri ve Kuniko'yu ön plana çıkarması aslında izleyici profilinin yaş ortalamasını azıcık da olsa aşağı çekiyormuş gibi görünse de bir anime için böylesine alışılmadık cinsel tercihler barındıran karakterler bulundurmak o yaş profilini daha yukarıya, adult izleyici kategorisine sokmayı başarıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi