• Guin Saga - 11





    Warriors

    Savaşın sonlanmasıyla birlikte elini çok çabuk tutan seri bu sezondaki diğer rakiplerinin aksine hemen daha önceden 1-2 kere gördüğümüz yeni bir karakteri ön plana taşıyarak konusunu çeşitlendirdi ve Parros Krallığı'nın bir prensi olan Aldonaris'in Mongolları yenme çabalarına odaklandı. Tabii bu sırada perde arkası oyunların önemini de gözardı etmeden hem karakter gelişimi için çok mühim bilgileri ekrana yansıttı hem de dönemin mevcut durumunu detaylı bir şekilde açıklamış oldu.

    Birkaç ayrı koldan ilerleyen bir bölümdü. Savaş sonrası kendini arama serüvenine başlamak isteyen Guin'i tutmak için diller döken Sem kabilesi ile onun kalmasını sağlamak için düello teklif edecek kadar bu leopara bağlanmış Lagon kabilesinin ricalarını kırmak zorunda Guin'i bundan sonra tek tabanca bir macera bekliyor. Tabii maalesef iki küçük velet de ona eşlik edecek. Adamım Istavan'ın gelmesi ise çok şık olur. Ama şimdi 1-2 bölüm kadar Mongol prensesi 18'lik çıtır Amnelis ile güzelliği yedi cihana yayılmış Aldonaris'in Mongol kralı tarafından koşulan nikahlarına tanık olacağız gibi.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi