• Guin Saga - 1





    The Leopard-Head Mask

    Sezonun en iyi açılış sekanslarından birine sahip Guin Saga hızlı bir baskınla evlerinden kaçmak zorunda kalan iki kardeşin öyküsüne odaklanıyor. Rinda ve Remus isimli bu iki kardeş Parros Krallığı'nda gözlerinin önünde anne ve babalarının katledilişinden sonra bilmedikleri bir noktadaki bir ormana ışınlanırlar. Mongol Ordusu'nun saldırısından kendilerini zor bela kurtarmışken düştükleri bu ormanda da Mongol askerleri onları bulur ama bu sefer imdatlarına izbandut bir kedicik yetişir.

    Guin isimli bu kedicik iki kardeşe de yardım eder etmesine ama askerlerle dövüşü sırasında ne kadar kuvvetli bir kaplan potansiyeline sahip olduğunu sergiler. Guin hafızasını yitirmiştir. Tek hatırladığı Aurra isimli bir yerden geldiği ve isminin Guin olduğudur. Kardeşler ile kedicik muhabbete dalmış, geceyi sohbetle geçirirken ortaya çıkan gulyabaniler geceye limon sıkar. Üçlü grup çareyi kaçmakta bulur.

    Açılış sekansı ve üstüne OP bulundurmaması ilk bölüm için çok cüretkar seçimlerdi. Daha bismillah tanıştığımız serinin böyle seçimleri yapmada bir sıkıntısı olmaması iyiye işaret. Kapanış şarkısı da bir ayin kıvamında oluşuyla seri hakkında ufak fikirler verebilir. Gulyabanilerin komik çizimleri hariç ilk bölümde hiçbir çapak göze çarpmıyor. Animedyum yeni bir seri daha kazanıyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi