• Shangri-La - 3





    Creation of Heaven and Earth

    "Bu çocuk doğmadan Atlas'ı tamamlamalısın" sözlerini duyan Kuniko rüyasından uyanır. Ninesinden turşuları alıp Atlas'a gidecek dostuna yedirmek isteyen Kuniko ninesiyle sohbeti sırasında biyolojik annesinin aslında Atlas'ta yaşadığını öğrenir ve daha fazlasını duymak isterken ninesinden sabır vaazları dinler.

    Veda partisinde bulunması beklenen Takehiko ise Metal-age çetesi üyeleriyle birlikte Atlas'tan gelen treni gasp etmekle meşguldür. Çaldıkları malları Duomo sakinlerine dağıtırken gelen çatlak sesler üzerine Kuniko'nun morali bozulur. Duomo çok fakir ve imkanları kıt bir kenttir. İnsanlar hastanelerde ilaç alamamakta, bir çikolata yediklerinde sevindirik olmaktadırlar. 2 yıl boyunca keyif keka vaziyette takılan Kuniko durumun farkına varır ve gerçeği görmek için Atlas'a gitmeye karar verir. Hal böyle olunca da Takehiko hemen sahte kimlik kartları bastırır.

    Atlas'a gideceğine hem sevinen hem üzülen Miko ise dostlarından ayrılırken Atlas'ta yapacaklarını sıralar. Tutacağı eve kadar her şeyi düşünmüş olan bu travestinin Atlas'a vardığında şansı pek yaver gitmeyecek ve kendini hiç ummadığı bir yerde bulacaktır.

    Momoko, Takehiko ve Kuniko üçlüsü Atlas'a bir şekilde sızmayı başarırlar. Kliplerdeki Japonya metrosunun muadili olan bir metroyla ana merkeze ulaşırlar ulaşmasına amma velakin Kuniko'nun kimliği sorun çıkartınca alarmlar ötmeye, aksiyon dönmeye başlar. Kaçış sırasında evi Duomo'yu gören Kuniko kafasını çevirdiğinde başka bir bölgeyi de görür ve küçük kız neden o kadar küçük bir yere tıkılıp kaldıklarını sorgulamaya başlar.

    Seri adım adım, gıdım gıdım ilerliyor. Bu bölüm misal son derece fuzuli sahnelere sahipti. 3 bölüm geçti ama hâlâ Atlas neden bu kadar süpersonik bir yerdir bilmiyoruz. 26 bölümden azı kesmez gibime geliyor. İlk duyurulan süre 12 bölüm olacağı şeklinde fakat bu kadar oyalanırlarsa çok basit bir finale kendimizi hazırlamamız gerekiyor.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi