• Pandora Hearts - 2





    Tempest of Conviction


    Oz'a amcası tarafından 15. doğumgünü için verilen davet sırasında Rainsworth Dükü'nün torunu Sharon Rainsworth takdim edilir. Kızı çok beğenen Oz hemen gece için çıkma teklif eder ama yaşı tutmayan Sharon'un partiye girmesi yasaktır. Yine de üzüntülerini belirtip reverans yaparak odadan çıkan Sharon yardımcısı Break'i çağırdığında Oz bir ayrıntıyı atlamaz. Break'in omzunda duran oyuncak geçen bölümde yaşadığı kabustaki oyuncakları andırmaktadır. Dönüş yolundaysa oyuncak, Break ile konuşur.

    Seremonide sıra artık Oz'un yemin törenine gelmiştir. Öncesinde amcası tarafından kılıçla kutsanan Oz sonrasında basamakları tırmanıp 100 yılı aşkın süredir bozuk olan saate elini dayayıp ant içmeye başlar. Ancak olan olur ve saat bir anda çalışır. Saatin çalışmasını Oz'un seçilmiş kişi olduğuna yoran cüppeli tayfası ise seremoniye soktukları köstebeğe güvenmektedirler. Abyss yolu artık açılmış, fenafillah mertebesine ulaşılmıştır. Cüppeli tayfanın cezasını vermek üzere olduğu Oz'un yardımına saatin yaşattığı hayaldeki kız yetişir fakat bu kız da bir anda Kara Tavşan (B-Rabbit) adındaki canavara dönüşünce bölüm iyice çığrından çıkar. Cüppeli tayfaya Shinigami/Ölüm Tanrısı diyen kızın derdiyse Oz'u kendi himayesine almaktır. İki taraf arasındaki kavgadan bir galip çıkmaz ama nihayetinde Oz çok kötü bir seçim yapmak zorunda kalır. Sharon ile Break ise Oz'u kurtarmak için planlar yapmaktadır.

    Alice Harikalar Diyarında (Alice's Adventures in Wonderland) referanslarını bu bölümde de tavşanla süsleyen Pandora Hearts'ın kötü seslendirmesine, aksiyon sahnelerinde neden bilinmez sahneyi durduran seçimlerine alışır mıyım pek bilmiyorum. Oz'un yaptığı seçim olmasaydı en fazla 2 bölüm daha tahammül ederim diyordum ama o sahne sayesinde seri 6 bölüme kadar uzamış oldu. Paranormal aktivitelere lafım yok ama çizimler ve seslendirmeler gerçekten büyük sıkıntı şimdiye kadar. Senaryo kırıntısı göremezsem maalesef bırakmak zorunda kalacağım.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi