• Kurokami The Animation - 13





    New World


    Reishin'in zıbartılmasının üzerinden 6 ay geçmiş, işler değişmiş, Kuraki isimli gözlüklü tıfıl Kaionji Grubu'nun idaresini devralmış, Kuro sokaklarda yalın ayak gezmeye başlamış, Keita uykuya dalmış, animeye yeni karakterler katılmış, sanırsın 1. sezon bitmiş de 2. sezon başlamıştır. Bu hengame içinde bir de OP değişmiş, eskisinin gaz verici özelliğine sünger çekilmiş, kötü bir Japon punk-metalimtrak gelmiştir. Seride ise yine aynı dövüş dakikaları devam etmekte, çizimlerde bir değişiklik görülmemekte, seslendirmeler aynı kalmakta, Alucard sesi olarak nam salmış Nakata Jouji'nin seslendirdiği Steiner'in gidişi kalpleri burkmuştur.

    Altı ay boyunca boş durmayan Kuraki dünyayı Master Root'lardan ibaret bir yer haline getirmek için sıkı çalışmış, yarattığı teknolojiyle Masterları hemen saptamayı başarmış, bir nevi tanrıcılık oynamaya koyulmuştur. Bu erk sayesinde de Japonya dünyaya hükmetmeye başlamıştır. Artık sadece kas gücüyle değil diplomatik ilişkilerle de işleri halleden Kuraki'nin karşısında tek bir nefer kalmıştır: Steiner'in başını çektiği Alman Yüksek Konseyi. Kuro ve diğer Mototsumitalar da bu gruba yamanmış, uykudaki Keita'yı onların himayelerine bırakmışlardır.

    Lakin yine fevkalade kaynakları sayesinde Keita'nın yerini bulan Kuraki kendi birliklerini olay mahaline gönderir ve Keita'yı alıkoymaya çalışır. Yaşanan hummalı dövüş silsileleri sonrasında ilk raundu kazanan Kuro ve saz arkadaşları şimdilik derin bir nefes alırlar. Keita da uyanmış, Kuro ile makara yapmaya başlamıştır. Serinin ikinci sezonunda önceki hedef olan Reishin'in yerine artık Kuraki tıfılı ve yine aynı Kaionji Grubu bulunmaktadır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi