• Gungrave - 22





    Remorse


    Açık kanaldan Grave'e yayın yapan Millennion radyosu kızın ellerinde olduğunu ve kurtarmak istiyorsa tek başına gelmesi gerektiğini söyler. Bu sırada Doktor hala hazırlıklarını bitirmemiştir. Az daha sabır gerekiyordur.

    Uyanan Mika karşısında bulduğu Balladbird Lee'ye hesap sorar ama Lee hiç oralı olmaz, "bir daha olsa yine öldürürüm" der. O anda gelen Harry de en hayvan kılığını giyinmiş bir şekilde "ben de babanı mıhladım, ne var yani" triplerinde gezinmektedir. Ama kendisinde bağıran Mika'ya durumun vehametini anlatır. Mika yine muslukları açar. Lee yine Grave ile ilgili intikam planlarını paylaşmaktadır.

    Harry'i makamında ziyaret eden Bear Walken aile içindeki huzursuzluklardan dem vurur. Harry'nin yönetim tarzını beğenmeyen pek çok üye vardır. Walken ile Harry arasında inceden bir soğuk rüzgar eser ama fazla uzun da sürmez.

    Lee ile laflamaya başlayan Mika yine babası hakkında sorular sormaktan kendini alamaz. Lee de ona "senin babanda her şey vardı ama tutku eksikti" diye buyurur. Grave'in gözlerindeki hain yerini kıza açıklar. Ama kendini tutamaz ve Grave ile Mika'nın annesi arasındaki ilişkiyi de yumurtlamadan duramaz. Bu sırada Grave intikal eder. Öncesinde 150 adet Orgman'ı indirir. Bunlar Grave için mühim konular değildir. Lee'nin karşısına çıkar. Lee manyak bir yaratığa dönüşür ama yardım da aynı anda gelir.

    Bazı kayıplar verilmek zorundadır.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi