• 07-Ghost - 1





    The Future of Painful Thoughts is

    Teito ve kankası Mikage ertesi gün girecekleri sınav yüzünden muhabbetin dibine vurmuşlardır. Barsburg İmparatorluğu Askeri Akademisi'nde öğrenci olan ikili yarınki sınav sonrası asker olacaklardır. Eğer şansları yaver giderse geleceğin Hoburg Fortress üyelerine katılacaklarının hayalini kurarlar. Fakat Teito sürekli gördüğü rüya-kabus karışımından ter içinde kalkar ve rüyasındaki kişinin kim olduğunu yeniden sorgular.

    Ertesi günkü sınavda dev bir mahkumu öldürmek zorunda olan öğrenciler mahkumun karşısında tek tek dökülürken sadece Teito onu mağlup etmeyi başarır ancak sınavı geçmesi için işlemesi gereken cinayeti işleyemeyince kodamanlardan biri içeri girer ve mahkumun kellesini uçurur. Bu kişi Komutan Ayanami'dir. Kankalar Teito ve Mikage sınavı yine de geçmiş sayılır ve ordunun birer askeri olurlar.

    Rüyasında gördüğü kişiyi hatırlayamasa da tek anımsadığı olan kolyenin çıkardığı sesi ertesi günü duyan Teito'nun gözünde birden anılar canlanır. Rüyasındaki kişi babasıdır ve vakti zamanında babasının ölümüne tanıklık etmiştir. Babasını öldürenin Ayanami olduğunu hatırlayınca komutana dalar ama yakalnıp hapse atılır. Kankası sayesinde buradan da kaçmayı başaran Teito binayı terk eder ve bir firari olacağı yeni yaşamına başlar.

    Bilim kurgu özellikleri de barındıran seride gördüğümüz şehir Brazil ve Alphaville filmlerindeki post-apokaliptik kentleri andırmakta. Animasyon tekniği olarak düzgün bir üslup belirleyen serinin ara ses ve müziklerle de kendine iyi bir yol çizdiği aşikar. Epik bir seri olma ihtimali yüksek. Umarız gereksiz aksiyona kaçmaz ve iyi bir senaryoyla devam ederler.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi