• RideBack - 9





    In the Sunny Garden


    Bir tarafta çarpışma sürerken Okakura bahçede kuğu gibi takılan Rin'i kurtarmaya gelir. Gelir de pek hayırlı olmaz bu geliş. Rin başlar sayıp dökmeye. RideBack'leri yapanın Okakura olduğunu çakozladıktan sonra veryansın bayrağını açar. Rin'in beyaz saçlı prensine bir güzel giydirmeye başlayan Okakura bizim güzel hatunumuza "aç gözünü, o da terörist" hatırlatmasında bulunur. Fuego'yu pişmanlığı olarak gören Okakura bu vesileyle Rin'den özrünü diler delikanlı gibi.

    Çarpışma sonucu gördüğü zayiatlarla küplere binen General Romanov şimdi önüne gelene çatmaya başlamıştır. Hemen bir brifing düzenler. "Karşı koyanı mıhlayın" emrini veren General, ordusunu da gaza getirmeyi ihmal etmez. RideBacklerin hepsini alıkoyma ve sivillere sıkı bir arama kararının çıktığı bu brifingten sonra Japonya Dışişleri Bakanı bu uygulamaya olan tepkisini dile getirir. Bu adamı da yakında indirir General, benden söylemesi.

    Okakura'nın yaralarını temizlemek isteyen Tamayo, herifin tişörtünü yırtınca kurşunun delip geçtiğini görür, biraz daha yırtınca sırtındaki kamçı izleriyle ambale olur. "Tedavi bitti, hadi bana müsaade" pişkinliğiyle evi terk eden Okakura yarattığı hayal kırıklığıyla sarışındaki hisleri görmemizi sağlar.

    Kardeşiyle konuşan Tomayo ondan gerekli istihbaratı alır. Yarın geniş çaplı bir arama olacağını öğrenen Tomayo için şehir pek güvenli olmayacaktır. Tomayo'nun babasıyla konuşması ve ondan yardım istemesi anlarında uyanan Rin evin içinde bir geziye çıkınca garajda duran Fuego'yu görür ve duygu dolu anlar yaşanır. Bir daha RideBacklere binmeyeceğini söyleyen Rin sözünde durur ve canısı Fuego'ya veda eder.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi