• Kurokami The Animation - 10





    The Last Days


    Lüks bir otelde tüm Master Root'ları toplayan Reishin ile Kuraki (gözlüklü velet) laflamaktadırlar. Mototsumitamalar ile eşleştirecek Root'ları düşünürken Kuraki'ye "gel benimle anlaşma yap" diyen Reishin, Kuraki'nin tevazusuna mağlup olur. Bu sırada çakma annesini alt eden Keita ise Kuro'ya yardıma koşmaktadır... aslında ancak yürümektedir.

    Hiyou tarafından tokat manyağına çevrilen Kuro ise alnının çatısına koyduğu kafayla Hiyou'yu üstünden defeder. Bu sırada gelen Keita sayesinde de denk bir dövüş performansı sergileyebilecektir. Lakin yırtık dondan çıkan çakma annenin yardımıyla Kuro mağlup olur ve duvara mıhlanır. Biçare vaziyette ecelini beklerken Keita'nın Tera'sını emen hatunun Minus Root olduğunu öğreniriz. Diğer iki benzerinin tüm Tera'sını alan Master Root yerine, Master Root ve diğer benzerinin Tera'sını alanlara Minus Root denmektedir. Yani Keita'nın annesinin Master Root olduğu belleklerimizde şimşek gibi çakar.

    Kesseler acımaz moduna giren Keita'nın engin çabaları sayesinde Kuro ağız burun daldığı Hiyou'yu yenilgiye uğratır. Onun yenilmesiyle tüm gücünü kaybeden çakma anne de tahtalı köyü boylar. Mağaranın çıkışında Keita'yı bekleyen gözlüklünün aslında Keita'nın eski dostu olduğunu öğreniriz. Keita'nın ağzından önce "Sawamura" diye bir isim, akabindeyse kanlar çıkar.

    0 Görüş:

    Yorum Gönder

     

    Neden?

    Küçükken gazetelerin verdiği "noktaları birleştir" oyununu çözerdik, hatırlar mısınız? Noktaları birleştirdiğimizde bir hayvanın veya nesnenin şekli ortaya çıkardı. Edebiyatta bu noktalar darmadağındır. Okur bu noktaları istediği gibi birleştirir, yeni şekiller meydana getirip istediğini elde edebilir. Buna "özgür algı" diyorum. Sinemada ise bu noktalar zaten yönetmen tarafından birleştirilip içi de boyanmış bir şekilde önünüze sunulur. Siz perdede bir insan gördüğünüzde bu insanın gerçekten var olduğunu ve oyunculuk yaptığını bilirsiniz. Dolayısıyla beyniniz anlatılan konuyu bu insanın üzerinden yorumlamaya güdülenir ve anlatılanlar hangi türde (korku/fantastik/drama/komedi vb.) olursa olsun sizin aklınız senaryo aşamasında yazılan metni (edebiyat) yönetmenin anlatımında idrak etmeye yönelir. Buna da "tarifeli algı" diyorum.

    Animasyonda ise bu noktalar birleştirilmiş olmalarına rağmen içleri bomboştur. Meydana getirilmiş şeklin neyi sembolize edeceğine karar vermek sizin seçiminizdedir. Bir insanı izlerken onun yaşayan bir varlık, oyunculuk yapan bir aktör olmadığının bilincindesinizdir. Gördüklerinizin hiçbirinin gerçek olmadığını bilir, hepsinin bir çizerin elinden ekrana yansıdığının farkında olarak izlemeye devam edersiniz. Bu anlatım tekniği de anlatılan konuyla yakınlaşmanızı kolaylaştırır. Edebiyat kadar özgür olmasa da izleyiciyi sinemadan çok daha serbest bırakmakta ve hikayeyi ön plana çıkarmayı başarmaktadır. Buna henüz bir isim bulamadım, zaten bu yüzden izliyorum.

    Followers

    Sugoi